The Odyssey: Nolan'ın iddialı mitolojik uyarlaması. Sineması belirgin biçimde değişim geçiren Nolan bu filmde yine her zamanki gibi "büyük" oynuyor. Hitchcock'un "Seyirciyi asla sıkmayacaksın" kuralını çiğneyen kısımları var. Nolan, sunduğu görüntülerden çok, olay örgüsüne, diyaloglara, oyunculuklara, manzaralara, mekanlara, dekora ve kostümlere daha fazla önem vermiş gibi görünüyor.
Stuart Fails to Save the Universe: Big Bang Theory'nin yeni spin-off dizisi. Güzel şakaları var.
La Grazia: Coşkusunu yitirdiğini düşünüyorum yönetmenin. Umarım geri gelir.
House of Dragon: Hint dizisine benzer diyaloglarla ilerlemeye başladı...
Lucky 2026: Apple dizisi. Anya oynuyor diye izledim. İlk bölümlerin eskiden bir cazibesi olurdu. Sıradan bir ilk bölüm olmuş. İlginç.
Hawk: Will Farrel golfçü olursa. Pek beğenmedim. Şakalar sıradan. Üzerine fazla düşünülmemiş.
The Mist: 2007 filmi. Stephen King uyarlaması. Sonu şaşırttı. Yönetmenin kendi işleri içinde geri kalıyor ama kendini izletiyor.
The Living Daylights: 007 Dalton, güzel başlayan bir Bond filmi. Nolan'ın sevdiklerindenmiş.
Korkunç Bir Film 6: Çok kötü. Evrensel mizahını yitirmiş.
Supergirl: Çizgi romanı aynen kare kare çekseler zaten başarılı bir işti. Büyük senaryo sorunları var. Yönetmenlik o kadar kötü ki... Dijital zoomlar ile kamerada verilemeyen aksiyon havası verilmeye çalışılmış.