izlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2026

HAZİRAN 2026 İZLENCESİ


Mandalorian & Grogu: İlk perde The Dark Knight, ikinci perde dizinin herhangi bir bölümü kalitesinde. Yine de sevdim. Yürü be Mando!!! This is the way.

Euphoria 3. Sezon Finali: Lise dramasından kanlı B film hallerine geçiş. 

Rock & Morty 9. Sezon: Akla gelmeyecek yollara sapan hallerini seviyorum.

It Runs in the Family: Bir ailenin üç kuşağını anlatan, babalığın kuralları etrafında dönen, çocukluk, yetişkinlik ve yaşlılığın ironik hallerini sunan bir film. Ben çok seviyorum. Kirk Douglas, Michael Douglas, Michelle Monaghan var daha ne olsun.

Along Came Polly: Ben Stiller filmi. Komik, eğlenceli. Kurgusu hoş.

Netflix Avatar Son Hava Bükücü 2. Sezon: Çok iyi bir senaryoyu nasıl bu kadar çekilmez hale getirdiklerine hala anlam veremiyorum. Yine de izliyoruz.

House of Dragon S3: Öylesine izliyorum artık. Uzun zaman önce benim için sınıf düşen bir dizi oldu. Senaryosu neden bu kadar kolay tahmin edilebilir hale geldi anlamakta güçlük çekiyorum.

02 Mayıs 2025

Nisan 2025 izlencesi

 


Mickey 17: Güzel başladı, düştü ve daha da düştü. Anlam vermediğim, kurguda kesinlikle çıkarılır dediğim kısımlar vardı. İlginç bir filmdi ama felsefesini koruyamadı. Sonraki filmlerini bekliyoruz. 

Black Mirror 7. Sezon: İlk bölüme benzeyen öykülerim vardı. İnternet paketi gibi abonelik sistemiyle yaşamak vs. Finali etkileyiciydi. İkinci bölüm, trajik lise anılarını ileri bir teknolojiye bağlayarak yer yer ilginç bir akış yakalamış. Üçüncü bölüm, oyunculara rüyada dizi çektirmece. Çoğu bölümü x2 izledim.

Last of Us 2.Sezon: Pek severek takip ettiğim bir iş değildi ama herkesin beklediği sahne güzel çekilmiş.

Andor 2. Sezon: Sıkıcı başladı. Sıkıcı gidiyor.

Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar: En sevdiğim Almadovar filmi oldu.

Eyes Without A Face: Günümüzde yinelenen bir fikir. Sevmedim ama bilinmesi gereken bir klişenin ilk adımlarından. Önermem.

Mother: Bong Joon-ho filmi. İlginç yerleri var fakat sevemedim. 

Mozart in the Jungle: Yıllar önce ilk bölümünü izleyip devamını getirmemiştim. Bu ay diziyi bitirdim. Güzeldi. Gençlik heyecanı, sanat tutkusu, arzular beklentiler ve gerçekler... Özdeşleştiğim bir iş.

02 Nisan 2025

Mart 2025 İzlencesi


 Mart ayını Marty filmiyle açtık diyerek sözcük oyunumu buraya bırakıyor ve Mart ayında izlediğim filmleri sıralıyorum.

Marty 1955: 34 yaşında bir bekarın kendine aşk arayışı. Tatlı bir film.

Drifting Clouds 1996: Kaurismaki filmi, çok sevmedim.

Le Havre 2011: Yine Kaurismaki, göçmen sorunları ve ilahi adalet. 

Secrets and Lies 1996: Sevmedim.

1923: Taylor Sheridan dizileri güzel oluyor. 

Gibi: 6. Sezonun ilk üç bölümünü izledim. 

It's a Mad, Mad, Mad, Mad World: İyi ve dönemi etkileyen bir komedi. Son 10 dakikası çok iyi.

Toni Erdmann: Fikir güzel ama uygulaması pek ilgimi çekmedi.

The Studio: Seth Rogen sektöre içeriden bir gözle bakarak plan sekanslarla süslü güzel bir iş ortaya çıkarmış. Keyifli. 

02 Mart 2025

Şubat 2025 İzlencesi



A Complete Unknown: Bob Dylan’ın kariyerinin nasıl başladığını anlatan bir film.
Yaratıcılığı şekillendiren ve çarpıtan tüm değişkenlerin hayata nasıl etki ettiğini net biçimde görüyoruz.
Timothee genel olarak iyi bir tablo çizmiş. Bob Dylan her şeyiyle taklit edilmesi zor bir karakter. Sesinden gitar çalışına kadar orijinal bir adam. Timothee abartısızca rolün altından kalkmış. Şarkıları kendi söylediğini de belirtelim. Ayrıca Bob Dylan’ın yönetmenden ricasıyla eski kız arkadaşının gerçek adı kullanılmamış. Bu yüzden Elle Fanning’in oynadığı karakter Sylvie Russo adını almış.
Filmin organik bir kurgusu ve gösterişsiz bir yönetmenliği var. Dylan’ın sözleri 60’lardan beri çok şey ifade ediyor. Nobel ödülü alan tek müzisyen olduğunu da ekleyelim. Bob Dylan sevenler ya da onu tanımak isteyenler için iyi bir yapım. (Elle Fanning az oynadığı için 3 puan kırıyorum.)

Odd Couple: Yine izledim. Çok filmi etkilemiş iyi bir komedi. Tiyatro oyunundan geldiği için sahneler uzun. Yeni bir komedi kimyası bulduğunu söylersek abartmış olmayız.

The Gorge: Anya Taylor-Joy oynuyor diye izledim. Beklediğimden iyi çıktı. Canavar vs işine hiç girmeden iki soğuk savaş askerinin gerçekten nöbet tutarken birbirlerine aşık olması gibi bir konu işlense daha etkileyici bir film olabilirmiş. Bu haliyle de güzel. İki askerin arasındaki ilişki güzel işlenmiş. 

Twin Peaks: Yeniden bitirdim. Çok ilginç ve benzeri olmayan bir iş. Japon oyun endüstrisini etkilediğini bilmiyordum. David Lynch'in kendi yazdığı bölümler farkını ortaya koyuyor. Keşke hiç iptal edilmeden kendi içinde doksanlı yıllarda tamamlansaymış. O yılların sinematografisini sonradan yakalayamamışlar. Bu tarz mistik kasaba işleri ilgimi çekiyor.

Shogun: Baştan bir daha izledim. 1980 versiyonu ve kitabındaki farklılıkları araştırmak keyifliydi. İlk sezon aslında uyarlama yapılan kitabı bitirdi. 2. ve 3. sezon gelecekmiş. Beklemedeyiz. Bakalım nasıl olacak.

Invincible: Güzel başladı. Yan hikayeler hala tam olarak doyum vermiyor. Animasyon kalitesi yetersiz. Dövüşler tam anlamıyla iyi kurgulanmamış. 

Moana 2: Şarkılar ilkine göre kötü kalmış. Olay örgüsü çok şey vaat etmiyor. İlkinin gerisinde bir film. Çocuklar sever mi emin olamadım. 

Babygirl: Sevmedim...

Cobra Kai 6. Sezon: Yıllar önce bayılarak izlediğim Karate Kid serisinin aynı kadroyla dizi olacağı hiç aklıma gelmezdi. İzlemesi keyifli, düzgün bir iş. Serinin hayranlarını gaza getirecek çokça sahnesi var. Hikaye güzel bitiyor, iyimser bir iş. Umut verirken hayatın zorluğuna da değiniyor. Herkesin hak ettiği mutlu sonları görmek güzeldi. Tüm meseleleri güzelce çözdüler. Miyagi backstory yavan kaldı ama napalım.


05 Şubat 2025

Ocak 2025 İzlencesi




Ocak ayında bu kadar çok şey izlemeyi beklemiyordum.  Aslında iş güç koşturma derken sadece birkaç dizi izleyecektim ama öyle olmadı. Kendimi dizi-film evrenine fena halde kaptırdığım ve güzel diziler keşfettiğim bir ay oldu.

Girlfriends: New York'ta bir daireyi paylaşan iki kız arkadaş, fotoğrafçı Suzan ve yazar Anne. Başarı hayalleriyle günleri geçerken Anne’in evlenmesiyle her şey değişir. Hem komik hem de depresif, çok beğendiğim bir film oldu. Girlfriends, arkadaşlığın, yalnızlığın ve özgürlüğün ufak zaferlerini gözlemleyen iyi bir film. Bilgi: Girlfriends, Amerikan Film Enstitüsü tarafından 10.000 dolara finanse edilen otuz dakikalık bir kısa film olarak başladı. Kısa filmin görüntüleri, tamamlanan uzun metrajlı filmin ilk yedi dakikası olarak kullanıldı. Yönetmen Claudia Weill, hikayeyi uzun metraj bir filme dönüştürmek istediğine karar verdi ve National Endowment for the Arts ve New York State Council for the Arts aracılığıyla 80.000 dolarlık bir fon aldı. Bu para bittiğinde, özel yatırımcılar bulunana kadar yapım durdu. Bu, yapımın iki buçuk yıla yayılmasına neden oldu.

Poker Face: Sevdim. Natasha Lyonne oynuyor. Rian Johnson yazmış. Knives Out'tan biliyoruz kendisini. Suç hikayelerinde küçük şeyleri, objeleri kullanma konusunda iyi bir kalemi var. Bu dizi de her bölüm ilginç davalar izliyoruz. Epey eğlenceli bir iş.

Baskets: Güzel gidiyor. Louie Anderson'ın hayat verdiği anne tipi çok başarılı. Bizim işlerde hiçbir akraba böyle yansıtılmıyor.

Skeleton Crew: Vasatın altında bir final yaptı. Goonies x Star Wars birleşimi ama aşırı kötü bir senaryo var ortada.

Landman: Güzel. Çok sevdim. Tyler Sheridan işi, başarılı. Televizyona yaptığı her iş belli bir kalitenin hep üzerinde.

A Man Called Otto: Tom Hanks filmi, asabi adamın hayata dönüşü hikayesi, sevdim.

30 Aralık 2024

2024'ün En İyileri



2024 yılında izlediklerim içinde favorilerimi derledim.



Fallen Leaves:
Çok sevdim. Kesinlikle izlenmesi gereken bir film.  10/10

Past Lives: Beğendim. İlişkilerin akıl almaz saçmalıklarla, başka insanların kararlarıyla örülüşü. İnandırıcıydı. Bir etki bırakan filmlerden. 10/10

Poor Things: Emma Stone hayranlığımı herkes bilir. Filme bayıldım. Oscar alacak diyordum. Aldı. Easy A'den beri gelişimini izleyebilmek güzeldi. Müthiş bir kariyer. Fellinesk, Terry Gilliam atmosferinde akıllıca diyaloglar ve güzel bir kurgu. Yönetmenin en iyi filmi. Kesinlikle izlenmeli. 10/10

Steve 2024: Steve Martin hakkında iki bölümlük bir belgesel. Çok keyif aldım. Benzer yanlar buldum. Sürekli kendini değiştirmesi ve işe yarama hissini kaybetmemesi şaşırtıcı. 8/10

Long Goodbye: “Uzun Elveda” kimsenin ilk kara filmi ya da ilk Altman filmi olmamalı. Çok güzel film. Kapris, kendiliğindenlik ve anlatı sapkınlığı. Chandler'ın yazdığı gibi, "kaba bir zekayla, canlı bir grotesk duygusuyla, sahtelikten tiksinerek ve bayağılığı küçümseyerek" konuşuyorlar. 10/10

Furiosa: Anya hayranlığımı herkes bilir. Şaşırtıcı olmayı başaran büyüleyici bir hikaye yaratmış. Anya Taylor-Joy için izlemiş olsam da aksiyon dilindeki dokunun yeniden konuşulacağını düşünüyorum. Ayrıksı hikaye anlatımı ve Anya’nın ayrık gözlerini sevdiğim için 9/10 veriyorum. (Bir puanı ilk bir saat Anya oynamadığı için kırdım.) 9/10

Hacks:
Hannah hayranlığımı herkes bilir. Mizahta aşılmaması gereken hiçbir çizgi olmadığını yine mizahi bir dille anlatarak izleyiciye komedinin ne kadar ciddi bir iş olduğunu çok iyi anlatan bir pilot bölümün ardından bağımlısı olduğum bir dizi. 10/10

The Simpsons: Lemon of Troy 6. Sezon 24. Bölüm, Brent Forrester yazmış, çok güzel bölümdü, kendisi Love, King of the Hill, Simpsons, Office yazarı. İyi bir kalem. 10/10

The Moustache: 2005 yapımı güzel bir film çok geç izlemişim. Güzel bir film. Kafa karışıklığı izleyiciyi yoruma açık hale getiriyor. 10/10

25 Aralık 2024

Aralık 2024 İzlencesi



The Moustache: 2005 yapımı güzel bir film çok geç izlemişim. Güzel bir film. Kafa karışıklığı izleyiciyi yoruma açık hale getiriyor.

Lost: Bayılıyorum bu işe. Ara ara izliyorum. Müthiş bir iş. Hala canlı, örnek alınacak çok iyi oyunları var. Bunda çizgi romanlarına da hayran olduğum Paul Dini'nin de etkisi büyük.

From: Sevmedim. Eskiden bu tarz dizileri daha fazla izlerdim. Kasabada geçen Lost diyeni de var ama onun kadar asla derinleşmiyor ve felsefi değil. 

Skeleton Crew: Uzayda geçen Goonies diyebileceğimiz güzel bir Star Wars hikayesini çocukların gözünden anlatan Disney + dizisi. Stranger Things tadı veriyor. İlk bölümün sıkıcılığına katlanırsanız açılıyor.

The Village: Geç izledim. İlginçmiş.

01 Aralık 2024

Kasım 2024 İzlencesi




The Substance:
 Öncelikle kesinlikle benlik değildi. Eğlence sektörünü ve insanların gençlik pınarını aramasından para kazanan milyarlarca dolarlık endüstriyi eleştirmek için yola çıkıyor fakat bunu yeni bir dille yapmıyor. Odağını kan ve neonlarla dolu bir gösteriye dönüştürüyor. Sevmedim. 

Murder, My Sweet 1944: Raymond Chandler uyarlaması, noir sinemanın sağlam filmlerinden biri, günümüzdeki çoğu sahnenin kopyalandığını görebilirsiniz. Bu tarz filmler hoşuma gidiyor, ilginç buluşları var.

Hayat: Zeki'nin yen filmi.

Saturday Night: SNL programının ilk bölümü öncesindeki bir buçuk saate odaklanıyor. Senaryoyu böyle kısıtlamasalarmış daha iyi bir hikaye olabilirmiş. Elde çok güzel malzemeleri, şakaları ve kahramanları var. Genelde bu filmleri bitirirken gerçek görüntüler vs kullanırlardı ona da girmemişler. Hem bir saygı duruşu var ama onun gerektirdiği özen ne yazık ki yok. SNL hayranı değilseniz çoğu şakayı kaçırmanız muhtemel.

This Is Us: İlk sezonu izledim. Çok iyiydi.

Hayao Miyazaki and the Heron: Filmiyle karışmasın, bu film belgesel. Yapım sürecine odaklanıyor, detaya girmiyor ama güzel bir tadı var. Miyazaki gibi biri gelmeyecek. Benzeri de gelmeyecek muhtemelen. İzlenmesi gerekiyor. Yaratım süreci tam da böyle bir şey. 

Little Fish: Hüzünlü filmlerden, tarzım değil.

Sicario: Taylor Sheridan yazmış Roger Deakins abimiz görüntü yönetmenliğini üstlenmiş. Yönetmene pek iş kalmamış. Denis'in filmlerine hiç ısınamıyorum. 

Cruel Intentions: 1999 filmini izledim, ilginç geldi. Uyarlandığı kitap da ilginçmiş. Bunun dizisi nasıl yapılmamış derken ona da başladım. Amazon'da 2024 uyarlaması mevcut. Film daha güzel başlıyor. Günümüzde film ve dizilerin hikayeye yanlış yerden başlamaları çok düşündürücü. 

My Old Ass: Çerezlik diye girdim ama hoşuma gitti. Diyaloglar ve oyunculuklar sıkmıyor. 

Here: Richard McGuire'ın 2014 tarihli grafik romanından uyarlanan filmin amacı, kamerayı tek bir yere yerleştirerek tarih boyunca o noktada meydana gelen tüm olayları resmetmek, yerliler, dinozorlar, koloniler derken günümüze kadar geliyoruz. Zemeckis'in eski filmlerindeki tat yok, grafik romandaki karelere bölerek anlatma kurgusu filmde çok güzel durmamış. Grafik romandaki gibi karelerin üzerine yılları yazılsaymış belki daha estetik durabilirmiş. 

Head Over Heels: Öylesine izledim. Girişi hoşuma gitti ama sonra açmadı. 

29 Ekim 2024

Ekim 2024 İzlencesi






















Deadpool & Wolverine:
Övüldüğü kadar sevemedim, fazla da güldürmedi. İyi reklam iyi gelir sağlamış gibi duruyor. Deadpool iyi bir karakter fakat iyi bir senaryo içinde hiç izleyemedik kendisini.

Coup De Chance: Son Woody Allen filmi, olmamışlıkları var, alıştığımız görüntü yönetiminde kolaycılığa kaçılmış.

The Wolfs: Pitt ve Clooney olunca beklenti artıyor, zamanın hızlandığından söz edip ilgi çekiciliğini yitiren bir yavaşlığın üretimine nasıl geçtik diye düşündüm. Eskiden filmlerin açılışı kötü filmlerde bile başarılı olurdu. 

Megalopolis: Francis Ford Coppola'nın kırk yıllık tutku projesinin sonunda tüm çılgın ihtişamıyla ekrana taşıdığı "Megalopolis"i izledim. Çok açık bir şekilde son derece kişisel bir proje. Toplumlar yükselir ve düşer ve sadece hayalperestler ve vizyonerler önemlidir diyor Coppola. Modern Roma'larımız yandıktan sonra sanatın hayatta kalacağını düşünmesi rahatlatıcı. Edebi ve tarihi göndermeler bir noktadan itibaren havada uçuşuyor. "Nasıl bitecek?" dedirten filmlerden değil fakat sözü gayet açık. Ütopyalar tarih boyunca tekrar tekrar distopyalara dönüştükçe, önemli olan vizyonerler olacak. Francis Ford Coppola gibi vizyonerler.

Alien Romulus: Çok övüldü, seri hayranları sevdi fakat yeni bir şey söylemiyor. Cailee iyi oynamış. Seriye yeni buluşlar taşımaya çalışılmış. Tasarımlar yıllar geçse de ürkütücülüğünü yitirmiyor.

Ciwil War: Konusuna vs hiç bakmadan izledim. Vasatın altında kalmış. 

The Franchise: İlk bölümünü izledim. Odakta tutacak bir kahraman olmadığından diyaloglar havada kalıyor. 

Joker: Folie À Deux: Phoenix'in asık suratı, amansız kasveti ve zorlama eksantrikliğiyle her şey ilk filmin gerisindeydi. Üçüncü bir film gelirse umarım adı Joker: Ménage à Trois olmaz.

The Black Cauldron: Disney'in bilinmeyen filmlerinden, dark bi havası var dediler diye izledim. Tim Burton vaktinde bu filmde konsept çizimleri yapmış. Kahraman kendini sevdiremediği ve senaryo iyi olmadığı için tutmamış.

The Simpsons: Lemon of Troy 6. Sezon 24. Bölüm, Brent Forrester yazmış, çok güzel bölümdü, kendisi Love, King of the Hill, Simpsons, Office yazarı. İyi bir kalem.

Nobody Wants This: Çerezlik, haham ve podcast yayıncısının ilişkisi, akıyor.

Say It Isn't So: Eski tarz bir komedi, bu yapıyı seviyorum, girişinden yola çıkılarak çok rahat kaliteli bir film de yapılabilirmiş. Sakar güzel kız, iyimser kibar oğlan aşkı hep tutar. Burada da tutmuş fakat gerisi gelememiş, eski tarz komediyi özleyenlere iyi gelecek. 

Apt Pupil: Stephen King uyarlaması, öykünün içinde olduğu kitaptan çıkan filmler "Stand By Me" Shawshank Redemption" ve bu film. Bryan Singer yönetmiş, Nazileri takıntı haline getiren bir liseli hakkında ilginç yönleri olan bir film. Derinleşemiyor ve gelişemiyor, hikayenin ölçeği küçük kalmış.

She's Out of My League: Alice Eve oynuyor, umutsuz aşık, tesadüf, falan filan.

01 Ekim 2024

Eylül 2024 İzlencesi



Only Murders in the Building: 

"Apartmanınızda çok cinayet işleniyorsa, ya taşınmalı ya da podcast yapmalısınız. (Tabii ki üçüncü seçenek: bu işi çözebilecek üç absürt komşu bulmak!) Güzel sezon.

Penguin
Gotham’ın en havalı kuşu sahnede!
("Batman yok, ama sorun değil. Penguen en azından takım elbisesiyle karizmatik.")

Slow Horses
Casusluk, ama biraz tembelce!
("James Bond gibi değil, daha çok... işten kovulmayı bekleyen ofis çalışanları.")

The Cable Guy

Yeniden izledim. Jim Carrey'in karaktere verdiği her şey filmde izleyiciye dokunuyor. Bu yüzden kültleşmiş bir kara komedi Cable Guy, yalnızlığın insanı getirdiği noktaya yapılan mizahi bakış Jim Carrey'e has komedi anlayışıyla öne çıkıyor. Öte yandan karakterin çocukluğuna dair ayrıntılar ve Ben Stiller'ın yan hikayeye olan katkısı da kara komedilere has ironik bir ciddiyetle iyi bir film olmayı başarıyor. Yalnız filmin iki sıkıntısı var. Derinleşmeyi dikkate almaması ve sahnelerin kopukluğu olmasaymış çok daha iyi bir film olabilirmiş.

Kinds of Kindness

Yorgos'un yeni filmi, yine Emma Stone var. Cüretkar konu seçimlerini Hollywood anlayışıyla orta noktada buluşturmayı amaçlayan filmlerini daha çok göreceğiz gibi duruyor. Filmleri tematik olarak birbirine bağlayan şey hakkında yapılan konuşmalar hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor. Yine de, onları şüphesiz birleştiren tek şey Lanthimos'un ton becerisi, projenin cüretkarlığı günü kurtarıyor. İlginç fakat keyifli değil. Kendi filmografisinde sönük kalıyor.

Borderlands

Eskiden olsa asla çekilemezdi. Düzeltme için çekilen sahneler, izleyici yorumları, test izleyicinin verdiği direktiflerin bu kadar belli olduğu bir film. Yönetmenlik hiçbir sürprize yer vermiyor, bu yüzden izlerken asla bir şey olmayacağını biliyorsunuz. Oyunun dünyasına pek fazla hakim olmasam da geçmişte oynadım. Rafa kalkması gereken bir projeymiş, sanıyorum ön satış gelirleri şirkete yeterli gelmiş. Çok kötü. 

Beetlejuice Beetlejuice

Tim Burton hayranı olarak beni tatmin etse de genel yapıya uymayan sahneler var. Çekim sırasında bütçenin düşürüldüğü söyleniyor. Müthiş bir atmosfer fakat yeteri kadar kullanılmamış hissi yaratıyor, ayrıca düşmanların kolay alt ediliyor oluşu da doyum hissini vermedi. Yine de Tim Burton bana her zaman ilham veren bir yönetmen olmuştur. Bu filmde de beni etkileyen küçük buluşlarını görmek benim açımdan tatmin ediciydi.

Tam Bir Centilmen
İzledim.

02 Eylül 2024

Ağustos 2024 İzlencesi




Maxxxine: Mia Goth'un ilginç bir aurası var, onu her zamanki gibi kullanarak kendi bildiğini yapmış. Hollywood sokakları, katiller, cemiyetler, kurbanlar, çocukluğa bağlanan tanıdık sahneler.

30 Temmuz 2024

Temmuz 2024 İzlencesi

 


*Askerdeydim. Çok film ve dizi izleyemedim. Tüm vaktimi Hacks izlemeye ve senaryo yazmaya ayırıyorum.

Hacks: Mizahta aşılmaması gereken hiçbir çizgi olmadığını yine mizahi bir dille anlatarak izleyiciye komedinin ne kadar ciddi bir iş olduğunu çok iyi anlatan bir pilot bölümün ardından bağımlısı olduğum bir dizi.

25 Haziran 2024

Haziran 2024 İzlencesi




Furiosa:
şaşırtıcı olmayı başaran büyüleyici bir hikaye yaratmış. Anya Taylor-Joy için izlemiş olsam da aksiyon dilindeki dokunun yeniden konuşulacağını düşünüyorum. Ayrıksı hikaye anlatımı ve Anya’nın ayrık gözlerini sevdiğim için 9/10 veriyorum. (Bir puanı ilk bir saat Anya oynamadığı için kırdım.) 

15 Haziran 2024

Arkadaşınızın Önerdiği Ama Sizin İzlemediğiniz 17 Film

"Bu filmi mutlaka izlemelisin, hayatını değiştirecek!" diyen arkadaş. Ve hepimizin yaptığı şey de aynıdır: O filmi asla izlememek. 😅 Haftalar, aylar, hatta yıllar geçer ve o film izlenmesi gerekenler listesinde tozlanmaya devam eder. Sen her ne kadar “Kesin izlicem!” desen de, Netflix'in bir sonraki dizisi ya da sonsuz TikTok kaydırması galip gelir.
Hepimiz bir arkadaşımızdan harika bir film önerisi almışızdır, hatta çoğu zaman bu önerilerle dolup taşarız. “Bu filmi mutlaka izlemelisin!” cümlesi neredeyse her buluşmada karşımıza çıkar. Ama ne yazık ki, o önerilen filmlerin birçoğu izleme listemizin tozlu köşelerinde beklemeye devam eder. Günlük hayatın koşuşturmacası, dizi maratonları ya da sonsuz ertelemeler derken o filmler bir türlü izlenemez. Bu yazıda, arkadaşlarınızın önerip de bir türlü izlemeye vakit bulamadığınız 17 filmi bir araya getirdik. 

Bu listeyi gördükten sonra belki de o filmlerden en az birini gerçekten izlemeye karar verirsiniz. (Söz yok ama niyet önemli, değil mi?)





The Big Leobowski

Halısı çalınan bir adam. Coen Kardeşler'den kusursuz bir başyapıt. Dünyanın en iyi filmlerinden biri.

Arizona Dream



“Bir bisiklet ve bir elma arasındaki farkı sana bir başkası söyledikten sonra yaşamanın ne anlamı var ki? Eğer bir bisikleti ısırıp, bir elmayı sürmeye kalkarsam, işte o zaman farkı anlarım.”

Annesine benzemekten korkan bir kadın, dayısı olmaktan korkan bir adam ve beyaz perdedekiler gibi olmaya çalışan bir Cadillac satıcısı. Arizona Dream Amerikan rüyasını bize tüm gerçekleriyle sunuyor. Buna Arizona rüyası da diyebiliriz. Kusturica Amerika’da kendi dünyasını Amerikan ayrıntılarıyla inşa ediyor.

EVDE İZLENMESİ GEREKEN EXTENDED FİLMLER



01 Haziran 2024

Mayıs 2024 İzlencesi


Ghostbusters Frozen Empire: Önceki film çok iyiydi. Onun gerisinde kalmamak için verdiği bir çaba ya da buluş yok. Seriye kattığı drone aletleri ilgimi çekse de bunlar hikaye içine yedirilmemiş. Ayrıca film çok geç açılıyor. Nostalji hissi önceki gibi verilemedi. Seriye hayranım fakat izlerken keyif alamadım. Son 10 dakikada her şeyi tahmin edilebilir çözümlerle kapatmak seriye yakışmadı.

Seven Faces of Jane: Gillian Jacobs oynuyor diye izledim.

Let it Be: Restorasyondan geçmiş Beatles filmi. İçinde Beatles olan her şey güzeldir.

Challengers: Tehlikeli derecede dengesiz ama çekici bir niteliği var. Karmaşık yapısına rağmen, "Ben bir sanat filmiyim ve sizi insan kalbinin ve zihninin gizli girintilerine götüreceğim ve az önce gördüklerinizin karmaşıklıkları üzerine düşünmeniz için orada bırakacağım" diyen hiçbir şey yok.

The Fall: Çok sevemedim. Bir olmamışlık var.

The Fall Guy: Sevmedim.

The Beach Boys: Güzel belgesel.

I Used to Go There: Yine Gillian Jacobs izliyor diye izledim ama bu defa denk geldi. Sevmedim. Klişelerin etrafında dolanmış.

Outer Range: Josh Brolin oynuyor diye izledim. Taşrada Lost benzetmesi yapanlar olmuştu ama umduğumu bulamadım.

Life Partners: Yine Gillian Jacobs oyunuyor diye izledim. İlişkiler, dostluklar vs. Sinema kanallarında rastlayacağımız türde filmlerden. Sevmedim. 

11 Mayıs 2024

Nisan 2024 İzlencesi



Shogun: Şaşırttı ama bir düşüş var. Toparlayamaz muhtemelen. 

Steve 2024: Steve Martin hakkında iki bölümlük bir belgesel. Çok keyif aldım. Benzer yanlar buldum. Sürekli kendini değiştirmesi ve işe yarama hissini kaybetmemesi şaşırtıcı.

Dune 2: Yine sevemedim. 

Dune 1984: David Lynch yazıp yönetmiş. İyi yerleri günümüze taşınmış. Dönemi için havada kalan yerleri var. Sinema havası taşıması atmosferi yaratmasını kolaylaştırmış, yönetmenlikte aksayan yerler var.

Fallout: İlk bölüm güzeldi. Üçüncü bölümden sonra tesadüfler zincirine dönüştü. 

Awakenings: 1990 filmi, Robin Williams ve Robert De Niro, sevdim. Böyle filmler artık yapılmıyor.

Immaculate: Sydney oynuyor diye izledim. Sevmedim.

Ripley: Beğendim.

One Day: Dizisi olmamış. Filmi duygulandırmıştı. 

Baby Reinner: Misery'nin bir değişi gibi olmuş. Sevemedim.

02 Nisan 2024

Mart 2024 İzlencesi


Poor Things: Emma Stone hayranlığımı herkes bilir. Filme bayıldım. Oscar alacak diyordum. Aldı. Easy A'den beri gelişimini izleyebilmek güzeldi. Müthiş bir kariyer. Fellinesk, Terry Gilliam atmosferinde akıllıca diyaloglar ve güzel bir kurgu. Yönetmenin en iyi filmi.

Gibi 5x1: En çok güldüğüm bölümlerden biri oldu. Olay akışını epey sevdim. Boşluksuz bir bölümdü.

Invincible 2x5: Her bölüm daha da sertleşiyor umarım finali iyi olur.

Gibi 5x2: Bayıldım. 

Madame Web: Eskiden bu kadar kötü filmler çektiğiniz an meslek hayatınız kayardı. İnsanların filme gülmek için gittiği videolar Tiktokta dolanıyor. Çok kötü.

Drive-Away Dolls: Ethan Coen  filmi. Tüm Coen filmleri gibi çok iyi diyaloglara sahip. B film tadında fakat sinematografisi daha iyi tabii ki. İlginç bir film. Coensevenlerin kaçırmaması gerekiyor.

Shogun: Güzel gidiyor. Müthiş şeyler olmuyor. Game of Thrones ile karşılaştıranlar var fakat ben katılmıyorum. 

Argylle: Dua Lipa 10 dakika oynuyor diye izledim. Plot Twist yapalım derken göz çıkarmaca. Sevmedim.

Invincible 2x6: Her bölüm şaşıracak bir şey yapmayı başarıyorlar.

03 Mart 2024

Şubat 2024 İzlencesi


All of us Strangers: Beğenmedim.

American Fiction: Yazar sorunları filmi. Her zaman malzeme çıkar.

Anyone But You: Türün iyilerinden değil. Aşırılık var. Ne romantik ne komedi.

Priscilla: Beğenmedim.

Avatar The Last Airbender: Yıllardır izliyorum. Hiçbir şey çizgi filminin ötesine geçemeyecek fakat filmden iyiydi. Oyuncu seçimi olmamış. Yönetmenlik çok kötü. Yine de yeni sezon gelirse izlerim.

Reacher: iyiydi.

Mr Mrs Smith Dizi: Pek ısınamadım.

Blacklist: Yer yer düştü.


03 Şubat 2024

Ocak 2024 İzlencesi



Past Lives: Beğendim. İlişkilerin akıl almaz saçmalıklarla, başka insanların kararlarıyla örülüşü. İnandırıcıydı. Bir etki bırakan filmlerden.

Napoleon: Epik olmasını beklerdim. "Büyük isimlerin insani yanları da vardır," düşüncesini senaryolara yakıştıramıyorum. Sinema gücünü kaybetmiş.

Role Play: Beğenmedim.

Totally Killer: Beğenmedim.

Gattaca: Güzel filmdi. Yönetmen, Truman Show'un da yazarıymış. Etkileyici ve dünyanın nereye gittiğini gören biri. Böyle filmler artık yapılmıyor. 

Jury Duty: Bir tat var fakat içine çekilmedim.

Scrapper: Tam bir Sundance filmiydi fakat bir yarımlık var. Yetersiz kalıyor.

May December: Beğenmedim.

Thirteen Lives: Kurtarma hikayesi, gerçek bir olaymış, etkilenmedim.

Fargo: Dizi final yaptı. İlk bölümün ötesine geçemedi. Yine de güzeldi.

Fallen Leaves: Çok sevdim.