24 Mart 2026

Sevdiğim Şeyler



En Sevdiğim Filmler

Annie Hall

Sideways

Scott Pilgrim vs. The World

Royal Tenenbaums

The Big Lebowski

Eternal Sunshine of the Spotless Mind

Arizona Dream

Groundhog Day


En Sevdiğim Şarkılar

The Beatles - I Wanna Hold Your Hand

The Beatles - Free as a Bird

Pixies - Is She Weird

ELO - Mr. Blue Sky

Elvis Presley - If I Can Dream

Pink Floyd - Eclipse (Pulse Live)

Pink Floyd - The Great Gig In The Sky (Pulse Live)

23 Mart 2026

Favori Adventure Time Bölümlerim



Summer Showers: Jake’s kızı tiyatrocu olmak için seçmelere giriyor. Başarısız olsa da tiyatro da ses efektlerini yapma işine giriyor sahne arkasında. Babasına yalan söyleyip rolü aldığını anlatıyor. Çok güzel bölüm. 

Walnuts and Rain: Twist dolu çok güzel bir bölüm. 


The Hall of Eggress: Gözler kapalı geçilmesi gereken bir zindan bölümü.

20 Mart 2026

Senaryoların 13. Sayfasında Ne Oluyor?



Senaryonun 13. Dakikasında ne oluyor? İstediğiniz filmi açın bakın. Netflix, gişe filmi, sanat filmi. Bakın bakalım neler dönüyor bu gizemli 13. Dakikada. Eğer ortalama iki saatlik bir film izliyorsanız karşınıza mutsuz bir kahraman çıkacak.

Jim Carrey’nin meşhur Maske filminin 13. Dakikasında kahramanımızın arabası bozuluyor.

Little Miss Sunshine’da mutsuz bir aile sofrası görüyoruz.

Matrix filminde Neo şirket binası içinde sorun yaşıyor.

İnanmıyor musunuz?

Fellini’nin Sekiz Buçuk filminin 13. Dakikasına bakın (Biliyorum ilginç bir cümle oldu.)

Marcello sıkıntıyla tren garında bekliyor.

Recep İvedik 7’yi açın. Recep yatakta huzursuz yatıyor.

13 uğursuz bir rakam olduğu için mi böyle oluyor?

Hayır. Bunun batıl inançlarla bir ilgisi yok.

Dramatik yapı gerektirdiği için böyle oluyor.

Senaryonun ilk perdesi ya da sıradan dünyası diyebileceğimiz kısımda kahraman hayatından büyük bir memnuniyetsizlik duyuyor. Seyirci onunla özdeşleşebileceği insani tarafını görüyor.

13 burada tamamen temsili bir sayı. Sizin senaryonuzun uzunluğuna göre değişebilecek bir dakikayı ifade ediyor. Böyle ilgi çekici başlıklar kullanıyoruz ki yazıları sonuna kadar okuyun;

Yazmak Karınca Çiftliği Kurmaktır



Her yazarın yazım sancılarını anlatmaktan kaçındığı fakat üzerinden belli bir süre geçtikten sonra keyif aldığını biraz da üstün bir tavırla itiraf ettiği günler benim için her zaman iştahlı yazım günlerimin en güzel hatırasıdır.

Onlarca sayfayı silerek yeniden yazmak, buruşturulan notları çöpe atmak, işe yarar bir şey çıkar umuduyla çöpleri yeniden karıştırmak. Günü iyi yazılmış bir sayfayla kapattığımıza mutlu olurken bunların hiçbiri yaşanmamış gibi davranmak. 

Her yazar, acı dolu bu süreci kabullense de bunu bir başkasına övünerek anlatmaktan çekinmez. Ortaya çıkardığı öykünün, romanın, kitabın onun için parmak şıklatmak kadar kolay olduğunu ima eder. 

Yazmak için öneri isteyenler karşısında durum değişir. Yazar birden kutsal bir dürüstlük dürtüsüyle bu işin ne kadar zor olduğundan bahsetmeye başlar. Tamamlaması yıllar süren cümleler, bilinçaltında budaklanan fikirler ve uykusuz bırakan hayatı kaçırma hissinin verdiği rahatsızlıktan sözü açar.

Gündelik işlerin hayatın cazibesini nasıl gölgelediğinden bahseder. Muhasebe kayıtlarına bakan gözler feribotların buğulu camlarında kızıl bulutların dansını göremez çünkü.

Yazmak karınca çiftliği kurmak gibidir. Karıncalara siz ne kadar yol açarsanız açın hangi yoldan gideceklerine yine onlar, sinir bozucu bir bekleyişle karar verir. İyi bir karınca çiftliği kurmak yıllar alır. Doğru karıncaları seçecek kadar yetenekli doğmuş olanlarsa ilginç bir şekilde kendi seslerini bulur.
Her yazar da pek güzel ve kendine özgü bir havası olan bu çiftlikle övünmekten geri kalmaz ama karınca çiftliğine şekil verenin kendisi değil de o büyülü ve kontrol dışı süreç olduğundan da pek bahsetmez.