27 Nisan 2025

hayat bir süpermarkettir

 


Hayat koca bir süpermarket. Raflar tıklım tıklım dolu.

Yoğurtlar probiyotik, sular vitaminli, atıştırmalıklar "lifli"

Her şeyin üzerinde bir etiket var.


Ve raflar tarihi çoktan geçmiş cehaletle dolu. Eskiden utanılırdı. Şimdi ise üstüne: “Yerli üretim” diye yapıştırılmış.
Bir şey bilmemek marifet, her konuda fikri olmaksa bir tür cesaret kimliği kabul ediliyor.
Filozof yerine “fenomen” takip ediliyor. İçeriğin değil, ambalajın konuşulduğu bir reyonda, içi boş ama parlak cümleler kapış kapış gidiyor.

Ve nedense, en çok ilgimizi reyonları devirenler çekiyor.
Bağıranlar, olay çıkaranlar, dram yaratıp ortalığı birbirine katanlar...
Çünkü markette sessizce alışveriş yapan değil, ürünle kavga eden manşet oluyor.


Ama belki de sormalıyız: Neden bu kadar çok bağıran, bu kadar az bilen insan var ortalıkta?
Neden en gereksiz tanıtlar alkış alıyor?
Ve neden hayat, hep bir şeyler alırken, aslında elimizde hiçbir şey kalmayan bir süpermarket gibi?

Çoğumuz ihtiyacımız olanı değil, indirimde olanı alıyoruz.

Birbirimize bakarak alışveriş yapıyoruz. O ne aldıysa, ben de onu almalıyım diyoruz.
Algoritmaların önerdiği aşklara tutunuyoruz. “Sizin için seçildi” yazıyor üstünde.
Yani aslında seçmiyoruz. Ürün bizi seçiyor.

Ve işin tuhafı, biz bu oyunu bozmak istemiyoruz.
Çünkü herkes aynı markette.
Herkes aynı reyonda dolanıyor.

Cahilliğin övüldüğü bir çağdayız çünkü.
Bilenin sustuğu, bilmeyenin mikrofonu kaptığı bir dönem.
Fikirsizliğin özgürlük, cehaletin özgünlük sanıldığı yer burası.
Süpermarket metaforunun en trajik rafında, bu var:
Her etikette “Kendin Ol” deniyor.

Ama kendin ol demek cahil kal demek değil.

26 Nisan 2025

DERRIDA’NIN GELMEYEN KARGOSU



Sabah telefonuna bir bildirim düştü: “Kargonuz dağıtıma çıkarılmıştır.”

Cümle kısa. Net. Ve Umut verici. Sanki hayatın siparişin gelir gelmez düzene girecek. masana aldığın o lamba bütün sorunlarını çözecek.

Bugün o gün olabilir. Bugün o paket gelebilir.

Ama olmuyor.

Telefonunda parlayan bildirime bakıyorsun.

“Alıcı adreste bulunamadı,” yazıyor.

25 Nisan 2025

Mini Dizi Önerileri



The Queen's Gambit:
Yetimhanedeki hademeden satranç oynamayı öğrenen bir kızın başarı hikayesini izlediğimiz bir mini dizi. Hayatı bir satranç tahtası gibi görmeye başlayan Beth'in kayıp çocukluğunu satrançla var ederek kendini ve dünyayı keşfetmesini anlatan bir iş. 

Barry: Bir kiralık katil oyunculuk kursuna yazılırsa ne olur? HBO'nun en iyi kara komedilerinden biri olan Barry kısacık bir dizi olmasına rağmen karakterleri uzun bir süre unutamıyorsunuz. Yönetmenliği ve yazarlığı kaliteli olan ender işlerden biri.

06 Nisan 2025

İyi Yönetmenlik

Wim Wenders'ın Perfect Days filmi. Yaşlı adam genç kız tarafından öpülünce yüzü nasıl da kızarıyor. Yönetmen işi yüzdeki kan akışına bırakmadan aracın tepe lambasından gelen kırmızı ışıkla kızartıyor yüzünü. Seviyorum böyle sahneleri. 



1996

 

Bir süredir,

Doksanlardan günümüze 

Karikatür dergilerine

Şöyle bir göz atıyorum.

02 Nisan 2025

Mart 2025 İzlencesi


 Mart ayını Marty filmiyle açtık diyerek sözcük oyunumu buraya bırakıyor ve Mart ayında izlediğim filmleri sıralıyorum.

Marty 1955: 34 yaşında bir bekarın kendine aşk arayışı. Tatlı bir film.

Drifting Clouds 1996: Kaurismaki filmi, çok sevmedim.

Le Havre 2011: Yine Kaurismaki, göçmen sorunları ve ilahi adalet. 

Secrets and Lies 1996: Sevmedim.

1923: Taylor Sheridan dizileri güzel oluyor. 

Gibi: 6. Sezonun ilk üç bölümünü izledim. 

It's a Mad, Mad, Mad, Mad World: İyi ve dönemi etkileyen bir komedi. Son 10 dakikası çok iyi.

Toni Erdmann: Fikir güzel ama uygulaması pek ilgimi çekmedi.

The Studio: Seth Rogen sektöre içeriden bir gözle bakarak plan sekanslarla süslü güzel bir iş ortaya çıkarmış. Keyifli.