İZLENCE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İZLENCE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

08 Haziran 2026

MAYIS 2026 İZLENCESİ

Project Hail Mary: IMDB puanı 8 olunca beklentim yüksekti. Sevmedim. 

Mario Galaxy: Sevdiğim bir karakter fakat biraz zor izledim. Film akmıyor. 

Devil Wears Prada 2: Beklediğimden düşük çıktı. Karakterleri görmek sevindirici, nostalji hissiyle yürüyor.

Dutton Ranch: Yellowstone evreninden ne çıksa izleniyor.

Defending Your Life (1991): Albert Brooks filmi. Güzeldi. 

Spider-Noir: Güzel dizi. Daha iyi olabilirmiş. Yönetmenlik tembel. Senaryonun çatışması zayıf.

Mixtape (Xbox): İnsanlar iyimser hikayeleri özledi. Bu yüzden Mixtape gibi işlerin sayısı artacak gibi duruyor. Gençlik işi nasıl olur sorusunun en güzel ve estetik yanıtlarından birini Mixtape veriyor. Yakın zamanda Dispatch’in hikaye anlatımının ne kadar önemli olduğunu kanıtlamasından sonra Mixtape çok iyi geldi. Oyun türünün hakkını veren bulmaca ve oynanıştan yoksun olsa da hikaye bu açığı kapatıyor. Müzik keşfetmek isteyen herkesin oyunu oynamasına gerek kalmadan YouTube üzerinden videoları izlese bile büyük keyif alacağını düşündüğüm Mixtape yeniden filizlenen bir türün en güzel emeklemesi. Yakın zamanda güçlü hikayeler güçlü oynanışla birleşecek ve ortaya nice karışık kasetler çıkacak. 





06 Mayıs 2026

NİSAN 2026 İZLENCESİ

Margo's Got Money Troubles: Elle Fanning oynadığı için izlediğim bir dizi. Ona rağmen sevemedim. Daha iyi olabilirmiş. Kadrosu iyi kurulmuş, kitap uyarlaması olduğu için dikkate değer bir okuyucu bilinirliği de vardı. Yine de tüm bölümleri izleyecek miyim? Elle var diye muhtemelen izleyeceğim.

Avatar Aang The Last Airbender:
20 yıl önceki Batıkan 10/10 Puan verirdi. Ben yılların hatrına 8/10 veriyorum. Disney Atlantis'e benzer bir animasyon tekniğini sevdim. Avatar dünyasına yakıştığını düşünüyorum. Sızma olayı sonrası dayanamayıp izledim. Sinemalara gelmeyeceği açıklandıktan sonra herkes de bir beklenti düşüklüğü yaratmıştı. Ben de beklentimi düşürmüştüm. Film Superman II, Man of Steel filmlerine benzer bir matematikte ilerliyor. Eski topraklarını geri getirme çabası içinde olan iki kahraman gibi düşünebilirsiniz. Aang ve Zod karşı karşıya gibi bir denklem kurulmuş. Diğer karakterlerin sadece yan karakter olarak esprisini yapıp gitmesi güzel bir tercih olmamış ama kesinlikle her Avatar hayranının izlemesi gerektiğini düşünüyorum.

Beef: Cailee Spaeny için izledim. Fargo tarzı bir antoloji yaratılmaya çalışılmış fakat olmamış. Cailee oynamasaydı izlemezdim. Olay yeterince büyümüyor.

Tales From 85: Stranger Things animasyonu. Daha iyi bir senaryoyla çok iyi bir iş olabilirmiş. Amatör bir ruhla yazılmış gibi.

Arco: Güzel animasyon. Daha iyi olurmuş. Miyazaki'ye benzeyen yönleri tabii ki var. Sanıyorum iyi bir animasyonun ondan örnek almaması imkansıza yakın.

Lennon Report: Lennon'un öldürüldüğü geceye dair bir film. İlginç.

Scream 5: Katil iki kişi.

Scream 6: Katil yine iki kişi.

Uğultulu Tepeler: Ne yapacaklarını bilemediklerinde Margot'un yüzünü yakın plan çekmek pek işe yaramamış.

How to Make a Killing 2026: Oyuncu kimyası için izlemeyi düşünmüştüm. Kimyayı göremiyoruz. Zayıf kalmış. 

Invincible 4. Sezon: Güzel gidiyor. İlk sezon kadar sert kısımları vardı.

Barefoot in the Park: Jane Fonda ve Robert Redford. Neil Simon kaleminden. Güzeldi.


 


02 Nisan 2026

MART 2026 İZLENCESİ

 


Mavi Ay - Moonlighing: Severek izliyorum. Çok iyi bir diziymiş. Dizi uzasın diye Cybill Shepherd'ın uzun koridor yürüyüşleriyle birlikte çekmeyi ihmal etmeyen yer yer metalaşan bir yapıya sahip. Artık böyle diziler yapılmıyor. Artık Cybill gibi güzel kadınlar da başrol olmuyor. Nereye gidiyorsun ey Hollywood diye bağırası geliyor insanın.

Serpico: Al Pacino filmi. Gerçek hayattan uyarlanmış. Serpico asla rüşvet almayan bir polis. Güzel film. Film onun yüzünden vurulmasıyla başlıyor, onu Amerika’da tedavi eden doktor da Zeki Uygur, Nejat Uygur’un abisiymiş. İlginç bir bilgi. Yönetmen Lumet güzel iş çıkartıyor.

Sweet and Lowdown: Dünyanın en iyi ikinci gitaristini anlatan bir Woody Allen filmi. Hayatının kadınını özgüven eksikliği ve kötü psikolojisi yüzünden kaçıran başka bir karakter daha. Woody bu yetenekli ve zeki insanların kadınlar karşısındaki saçma hallerini çok iyi anlatıyor.

Primal S3: İzlediğim en iyi kısa animasyonlardan biri oldu. Çok iyi bir iş. Hiç konuşma olmadan her dilden insanları etkileyecek bir proje.

Scream 7: Sevmedim. Derinleşebilecek karakterler erken ölüyor, bir şeyler oluyor, nostaljiye göz kırpmalar vs.

Masumiyet Müzesi: Güzel bir dizi olmuş... Füsun’un küpelerini yıllar önce romanı beğenerek satın aldığımda tabii ki bunu dostlarıma sergilemek için yapmış ve iyi bir yatırım olacağını bilmeden kitaplığıma koymuş, edebiyatın da enflasyondan etkilendiğini hayret ve tabii ki haklı çıkmanın da verdiği gururla diziyi izlerken gülümsemiştim.

Cold Mountain: Beğendim. İyi bir film. Savaştan dönen adam hikayesi.

Burn: İlginç bir film. Benzincide geçiyor, tek mekan, soygun, tuhaf bir kız.

Deconstructing Harry: Yine izledim. Woody Allen'ın bir filme üç film fikri sığdırması hayret verici.

Avatar: Fire and Ash: İlginç bir tutkuyla yapılan bir iş.

28 Şubat 2026

ŞUBAT 2026 İZLENCESİ


Marty Supreme: Genç bir fanatiğin hırsını gerçeğe dönüştürme cesaretini abartılı, komik, hatta alaycı ve iyimser bir şekilde dramatize eden bir film. Pervasız ve iyicil bir finalle tamamlanma hissini seyirciye veriyor. Yorgunluğu ve başarıyı bağladığı "güzel şeyleri kaçırma" motifi hoş. 

1883
: Güzel bir western. Sonuyla yürekleri dağlıyor. Yeni bir hayat kurmak için evini terk edip yeni topraklara giden insanların yaşadığı zorlukları sert bir dille anlatıyor. Pek bilinmeyen güzel bir dizi.

From Dusk Till Dawn: Seyir zevki güzel, akıp giden bir film. Robert Rodriguez ve Tarantino işi. 

Moon 2009: Daha önce izlesem daha çok severdim. Mickey 17 ve Intersteller'a benzettiğim sahneler oldu. Akıl karıştırıcı bir yalnızlığın içinde geçen, tekinsiz bir uzay filmi.

Hamnet: Marriage Story filmine Shakespeare serpiştirilmiş gibiydi. İngiliz edebiyatının en zengin, entelektüel açıdan en çok yönlü eserlerinden birini kayıp yaşayan bir ailenin iyileşme aracı olarak görmek bir fikir fakat bu fikir Oscar alabilecek kadar derinleşmiyor.

Sentimental Value: Bir daha izledim, karakterlerinin iç dünyalarına ve taşıdıkları kuşaksal baskılara gösterdiği özen açısından oldukça edebi ve aynı zamanda sinematik ritimleri ve öykü anlatımı olarak kullandığı imgeler açısından da değerli. 

31 Ocak 2026

OCAK 2026 İZLENCESİ


Stranger Things: 9 yıldır izlediğim dizinin sonuna gelirken uzun bir final izlemek duygusal olarak iyi geldi. Geç gelen bir final olmasının, çocukların büyümesinin ve nostalji hissinin diziyi dokuz yıl taşıyacak kadar yeterli olmaması sebebiyle potansiyelini tam olarak kullanamadığını söylemem gerek. Çok severek izlediğim bir işti fakat final ne yazık ki tatmin etmedi. Eski sezonlara bakınca üstüne koyarak ilerleyebilen bir yapı kurulabilirdi. Her sezon hikaye çok başka yerlere savruldu. Yine de keyifliydi. Ulan netfilişk.

Stranger Things 1- 4. Sezon: Rewatch şöleni. İlk sezon çok iyi. Sinema gibi. İkinci sezon direksiyon daha iyi bir yere kıvrılabilir, Eleven ekibe daha evvel katılabilirmiş. 3. Sezonun zevki bir başka olmuş. AVM ve Robin-Steve güzel bir aks yaratmış. 4 ile düşüş başlamış. 

84 Charing Cross Road 1987: Bayıldım. Artık böyle filmler yapılmıyor. Naif bir hikaye, çok güzel bir film. İnsanca yaşamanın, edebiyatla hayatın kesiştiği noktayı görmenin verdiği keyifli bir dostluğa tanık olmak gibiydi.

Ella McCay: "As Good as it Gets" filminin yazar/yönetmeni James L. Brooks’un son filmi: Ella McCay. Karmaşık hayatları olan, zorlu kadınları konu alan hikayeleri seviyor. Ben de seviyorum.

Gülün Adı: İlginç bir film. Umberto Eco uyarlaması.

DJ Ahmet: izledim.

The Secret Agent: Oscar adayı. Cannes ödüllü. Yönetmenlik iyi fakat senaryo daha iyi kurulabilirmiş. 

Win or Lose: İkinci bölüm çok güzel bir yere bağlandı. Beklemiyordum. Sevdim. Beysbol takımına odaklanarak daha vurucu olabilirmiş. Fikirler ve metaforlar arasında hikaye dağılmış.

No Other Choice: İzledim. Yönetmenin kendi işleri için zayıf kalmış.

The Summer I Turned Pretty: Sonunda ben de izledim. Eh diyelim.

Mel Brooks 99 Years old Men: İzledim. Sevdim. Komedi işleriyle ilgilenenler bu belgesele bir göz atmalı.

Loveable: İzledim. Eh.

School for Scoundrels 2006: Eh. Akmayan bir komedisi var.

Rental Family: Beklentimin altında kaldı. Daha iyi olabilirmiş.

The Summer I Turned Pretty: Hepsini izledim. Eh. 

Three Identical Strangers: Güzel belgesel. Üçüz olduğunu fark eden bir genç ve arkasındaki gerçekler. Teoriler falan.

A Knight of the Seven Kingdoms 1: İlk bölüm için sönük. Bir şeye yeterince büyük girmezsen kimse onu ciddiye almaz.

Landman 2.Sezon Finali: Güzel bir sezon finaliydi. Seviyorum bu diziyi. Taşra, petrol, aile olmak, anti woke bir iş.

30 Aralık 2025

ARALIK 2025 İZLENCESİ

Sentimental Value: Yönetmenin diğer işlerine göre iyimser kalan finaline şaşırdım. Elle Fanning için izledim. Güzel bir filmdi.

The Road Home 1999: Çok güzel film. 

Landman 2. Sezon: Güzel gidiyor. Seviyorum bu hikayeleri.

Spy Kids 3: Artık böyle işler yapılmıyor.

Wake Up Dead Man: A Knives Out Mystery:  Büyük bir beklentiyle izledim ama olmadı. Serinin en zayıf halkası. Kilise müdavimlerinin derinleştirilmemesi çok büyük bir hata. Dedektif çok geç giriyor hikayeye ve bunun için bir motivasyonu da yok. Cailee iyi oynamış fakat senaryo hayal kırıklığı. Neden?

The Karate Kid Part III: Yine izledim. Yine sevdim. Kata Training şarkısı bana çok dokundu.

Sekizinci Aile: İzledim.

Rick Gervais Mortality: Güzeldi.

04 Aralık 2025

2025'in En İyileri




FİLMLER

Young Frankenstein 10/10

Mission Impossible The Final Reckoning 10/10

Only When I Laugh 9/10

One Battle After Another 8,5/10

The Sunshine Boys 1975 8,5/10

Murder by Death 1976 8,5/10

The Goodbye Girl 1977 8/10

Girlfriends: 8/10

Mickey 17 7,5/10

Bugonia 7,5/10

Caught Stealing 7,5/10

Honey Don't 7/10


DİZİLER

Pluribus: 8/10

Hacks 8/10

Wednesday 2. Sezon 8/10

Poker Face 2. Sezon 8/10

Stranger Things 5. Sezon Part 1: 8/10

The Studio 7,5/10

OYUNLAR

Dispatch 10/10

Metal Gear Solid 3 10/10

Metal Gear Solid 4 10/10


ALBÜMLER

Bret Mckenzie - Freak Out City

Foxy Shazam

Wet Leg - Moisturizer

03 Aralık 2025

KASIM 2025 İZLENCESİ



Stranger Things 5: Beklentileri karşılamamak gibi bir durumu var. İzletiyor fakat alışkanlık nostalji ve tahmin edilebilir anların zincirlemesinin ötesine geçmemekte inat ediyor. 

The Running Man: Edgar Wright filmi, Stephen King uyarlaması, Glen Powell oynuyor, davetli olarak ön gösterimde izledim. Güzel akan bir film. Act 3 sıkıntılı. 

Bugonia: Yorgos’un son filmi. Ben tabii ki Emma Stone için izledim. İlginç anlarla kamçıladığı merak duygusunu şüpheye ulaştırırken seyir zevkini uzun diyaloglara emanet eden bir film. Sonuyla yarattığı atmosfer her bakımdan konuşulmaya değer bir his bırakıyor.

The Smashing Machine: Safdie işi. Gerçek işleri ilgi çekici bulmuyorum. Merakımdan izledim. Sevmedim.

A Very Jonas Christmas: Baya güldüm. Liseye giderken izlediğim Jonas dizisinin tadını verdi. Evet Jonas seviyorum.

The Simpsons: 37. Sezonu izliyorum. Her bölümü ben bile artık çok sevemiyorum. The Day of the Jack-Up bölümü iyiydi şu ana kadar.

Frankenstein 2025: Del Toro filmi. Sevemedim. Mia Goth sevgim bile filmi bana sevdiremedi.

Young Frankenstein: Tarantino bu film için dünyanın 7 kusursuz filminden biri demiş. Mel Brooks ve Gene Wilder. 1974 filmi. Baya güldüm. Keşke daha erken izleseymişim.

Superman Returns 2006: O zaman da sevememiştim. Yine sevemedim.

Tulsa King: Güzel gidiyor. Karizmatik oyuncu izletiyor kendini.

Landman 2. Sezon: Seviyorum böyle dizileri. Taylor Sheridan işleri hep güzel oluyor. 

I Love LA: Rachel Sennot oynuyor diye izliyorum.

Being Eddie: Eddie Murphy belgeseli. Güzeldi. Adamı seviyorum.

Train Dreams: Sevmedim.

Blue Moon: Sevmedim.

01 Kasım 2025

EKİM 2025 İZLENCESİ

Caught Stealing: Aranofsky filmi. Austin Butler güzel oynamış. Suça bulaşan eski beyzbolcu. Güzel filmdi. Sevdim. Belki ileride çok konuşmayacağız ama keyif verici iyi fikirlere sahip bir işti.

Psycho Therapy: Güzel film. Brit'in soğan doğradığı sahne favorim. 

One Battle After Another: Thomas Pynchon'un Vineland kitabından ilham alan Paul Thomas Anderson filmi. Inherent Vice'dan sonra bu yönetmenin ikinci Thomas Pynchon uyarlaması. Didaktik bir absürtlükle başlayan film, devrim ve rejimin kıyasıya mücadelesini baba-kız ekseninde merkeze alıyor. Varoluşsal rastlantısallığıyla karakterleri edilgen bıraksa da iyi bir film. Dram, komedi, gerilim, alegori, hiciv ve sosyo-politik trajediyi bir araya getiren altıgen fay hattında ilerleyen bir dram. Film, kendi içinde tuhaf ve alışılmadık bir şekilde diyalektik; birleşmeyen veya birbirine bağlanmayan, ancak birbirini yansıtan ve gerilim yaratan birçok katmandan oluşuyor. Jonny Greenwood'un kurguya ritmini veren dokunuşları filmi sıkıcı noktalarda kesinlikle daha iyi bir hale getiriyor. Dicaprio'nun yersiz cesareti, kaybeden karması, aşınmış ahlakından kaynaklanan çaresiz kahramanlıklarını izlemek epey zevkli. Duyusal ve dramatik dokusunun olağanüstü zenginliğine rağmen, görkemli bir zirveye sahip değil. Anderson, bir profesörün öğrencilere "Terminatör 2" gibi bir film yapmak istiyorlarsa ayrılmaları gerektiğini söylemesi üzerine sinema okulunu bırakmış. Paul Thomas Anderson bu isyan hikayesini hala kendi içinde sürdürüyor gibi.

Tulsa King S3: Güzel gidiyor. 

Chair Company: İlginç bir işe benziyor. Karakterin takıntılı düşünme biçimi etrafında dönen bir senaryoya sahip. 

Chad Powers: Linç yediği kariyerini yeniden canlandırmak için kendine yeni bir kimlik uyduran futbolcu. Güzel dizi. Ben böyle işleri izlemeyi seviyorum. Kendine ikinci bir şans verilmesini beklemektense kendine bu şansı yaratan insanları izlemek keyifli oluyor. 

Only Murders in the Building: Son sezonu pek sarmadı. Yine de vazgeçemiyorum. Sonuna kadar izledim. Özellikle sezon finalini çok beğendim. Epey güldüğüm yer oldu. 

West End Girl: Lily Allen yeni albüm çıkardı. Lily Allen'ın ilk iki albümü benim için çok önemlidir. Bu sebeple tabi ki albüm çıkar çıkmaz kulaklığımı çıkardım ve dinlemeye başladım.

Dispatch: Uzun zamandır oynadığım en iyi oyunlardan biri oldu. Dileyenler YouTube üzerinden izleyebilir. Invincible izlerken kavgalarda kontrolün size geldiğini düşünün.

Star Wars Visions: 9. bölüm, Black, Ghibli'nin key animatörlerinden biri yönetmiş. Gerçeküstü mükemmel bir bölümdü. 

01 Ekim 2025

EYLÜL 2025 İZLENCESİ



Wednesday 2. Sezon Part 2: Evet, beklediğim dizi geldi. Wednesday sonunda geldi ve beklentilerimi tam olarak karşılamasa da Smalville tadında bir-iki sahneyle güzel vakit geçirmemi sağladı. Senaryo değişikliğine gittikleri aşikar olan bir olay örgüsü izledik. İyi yazılmış bir düşmandan mahrum olsak da Lady Gaga'nın şarkısı, dans sahnesi ve klasik Wednesday mimikleriyle 3. Sezonu beklemek için elimizde güzel bir malzeme var artık. Genel olarak sevdiğim bir dünya, daha çok derinleştirilmesi gerekiyor. Her sene çekilmesi gereken bir iş olduğunu düşünüyorum. 

Enid ve Wednesday'in bedenlerinin değiştiği bölüm hoşuma gitti. Smallville tadı vardı. Zaten dizinin yazarları Smallville yaratıcıları. Tim Burton'ın yönetmenliğini yaptığı bölümler ayrı keyifli. Enid'in gelişimi ve akıbeti 3. Sezon için merak uyandırıyor. Öte yandan Wednesday'in pasif kalması beni biraz düşündürdü. Düşmanı kendi alt etmeliydi neden böyle bir tercih yapılmış anlamadım. Senaryo bölümler arası yer yer savsaklıyor, plot hole var çok sayıda. Genel olarak sevdim. 

Honey Don't: Çooook beklediğim Ethan Coen filmini sonunda izledim. Coen Kardeşler artık ayrı filmler yapıyor. Bu da Ethan'ın ikinci filmi. Lesbian Trilogy dediği bir üçleme yapacak kendisi. Bu da serinin ikincisi oluyor. İlkinden kat kat daha iyi bir proje. Margaret Qualley taşra dedektifi Honey rolünde ve izlemesi epey zevkli. (Margaret Qualley hayranlığımızı kimseye sorgulatmayız. )Yine de eski Coen filmlerinin derinliğini arayanlar için yüzeysel kalabilecek bir film. Neo Noir türünün ilginç bir örneği sayılabilir. Şiddeti gösteriş biçimleri çok iyi. Olay örgüsü her yön değiştirdiğinde bir shot atsaydım komaya girerdim diyebileceğim türden bir yapısı var. Mizah dozu gayet iyi. Coenlerin mizahını seviyorum. İzlemesi bana keyif veriyor. Politik arkaplanı biraz daha genişleterek Honey karakterine daha iyi bir film yazılabilirmiş. Bu daha çok Coen kardeşler değil de onların anne tarafından bir kuzeni yazıp yönetmiş gibi. Şaka bir yana genel olarak keyif aldım. 

Only When I Laugh: Bayıldım. Çok iyi bir film. Neil Simon kendi tiyatro oyunundan senaryolaştırmış. Çok iyi bir film. Eski bir Broadway oyuncusunun içki sorunuyla gittiği rehabilitasyondan çıkışıyla başlıyor. Bakması gereken liseli bir kızı, yönetmesi gereken bir kariyeri var. Kendini oynayacağı bir oyun teklifiyle yeniden sahnelere dönüyor fakat işler beklediği gibi olmuyor. Hayat karşısındaki beklentilerimizin nasıl savrulduğunu, arzu ve ihtiyaçlar zinciri içinde insanların dostluklara tutunarak nasıl ayakta kaldığını anlatıyor. Üç oyuncusunun da Oscar'a aday olduğu çok iyi bir film. Filmin adı meşhur bir fırkadan geliyor. 

Bir adama mızrak saplanır ve arkadaşı sorar: Canın acıyor mu? 

"Sadece güldüğümde."

Nobody 2: İlk filmin gerisinde kalmış. Yazlık aile filmi yadında bir John Wick formülü filmi diyebileceğimiz bir iş. Aksiyonu iyi fakat giriş kısmı kırpılabilirmiş. Vasatın altında kalan yerleri var. Akmıyor ilki gibi. Çatışmayı zayıflatan kararlar alınmış. Bot dövüşü sahnesi güzeldi. İlk filmdeki otobüs gibi değil ama iş görecek cinsten.

Naked Gun 2025: Komedisini sevdim. Eski filmleri kadar fazla şakası yok ama keyifli. Temposu yüksek olabilirmiş. Modern filmlerin olay örgüsü tercih edilmiş. Yapıyla alay edebilirlerdi ama o yola girmemişler. Bazı şakalara gülmek için bağlamı bilmek gerekiyor. İçe kapalı esprilere sahip. Eskiler böyle değildi dublajla bile akan bir komedisi vardı. Neyse. İzlenir yine de.

The Hot Spot: Noir türünde bir film. Jennifer Connely var diye izledim. Sonunu öyle beklemiyordum. İyi kurduğu sahneler var. Güzel düşünülmüş yerleri var ama iyi bir film değil. Jennifer sevenler izlesin.

Escape From New York: Carpenter filmi, bu kadar sevmeyi beklemiyordum. Metal Gear buradan baya şey almış. Snake'i almış daha ne olsun :) Güzel film. Kurt Russel baya iyi. Steve Buscemi akılda kalıcı bir karaktere sahip. 

Escape From L.A. : İlki kadar sevmedim ama güzel bir iş. 

Weapons: Övüldü diye izledim. Beğenmedim. Josh Brolin var, korku türü. Meh. Bana göre değil. 

Lazarus: Cowboy Bebop'ın yaratıcısının son işi. Sevdim gibi. Potansiyeli bilince sevmek zorlaşıyor. Daha iyisini yaparmış ama sektör şartları diyelim.

My Oxford Year: Çerezlik bir film.

The Monkey: Stephen King uyarlaması fakat öyküden çok farklı. Filme kötü demiyorum ama öyküdeki işe yarar şeyleri neden kullanmadığını anlamadım. Derinleşememiş bir telaşı var.

Only Murders in the Building: Yeni sezon geldi. İştahla bu projeye gönül vermeleri çok güzel.

Fantastic Four 2025: Kötüydü. Neden diye açıklamak istemiyorum. Film senaryosu değildi izlediğimiz şey.

Peacemaker S2: Güzel şakalar var fakat 6. Bölümdeki olayları saymazsak pek bir şey olmadı. 6. Bölüm güzeldi. 

*Hacks S4: İzleyip paylaşmayı unutmuşum. Yan hikayelere ara verilen bir sezon olmuş. Bu açıdan Emmy ödülü bu sene riske girecek gibi. Hannah Einbinder Emmy ödülünün en büyük adayı. Duygu patlamalarına vs. çok önem verilmiş. Ödüle oynuyor, umarım alır. Öte yandan, ilk sezonlardaki derin çatışmanın kaybolduğunu söyleyebilirim. Geçen sezon çok yüksek bir noktada bitmişti. Meseleler çabuk çözüme kavuştu sanki. Kavga + Barış + Yine Risk formülü aynen bu sezon da uygulanıyor. 



01 Eylül 2025

Ağustos 2025 İzlencesi


*Bu ay dinlediğim albümleri de bu listeye ekledim.

Alien Earth: İlk iki bölüm bir şeyler olacak dedi. Olmazsa sıkıntı büyük.

Wednesday 2. Sezon Part 1: Sevdim fakat eleştirilerim var. Kaynak materyalin ne olduğu unutulmuş. 1. Sezondaki kurduğumuz bağlar hiçe sayılmış.  Kasaba dünyasının neredeyse hiç olmaması gerçekliği bozmuş. Kasaba ve okul zıtlığı bize atmosferi veren en önemli şeydi.

*Bret Mckenzie - Freak Out City - Albüm: Buraya dinlediğim albümleri de yazayım dedim. Oscar ödüllü bir abimiz, kendisini Flight of the Conchords'tan severim. Güzel iş. 

F1: Brad Pitt filmi. İyi film güzel prodüksiyon. Sevdim. Herkesin seveceği türden bir iş, sağlam iş.

*Foxy Shazam: Grubun kendi adını taşıyan albümü 2010 yılında çıkan güzel bir rock albümü. Oh Lord çok iyi bir parça. Bombs Away güzel. The Only Way to My Heart... Güzel parçalardan. 

Thursday Murder Club: Sıkıcıydı. Sürprizsizdi. 

Eddington: Emma Stone oynuyor diye izledim ama çok az oynuyormuş. Ari Aster filmi. Daha iyi olabilirmiş. Amerikan taşrasındaki woke kıpırdanmaların pandemiyle birlikte gelen boğuculuğu ve sosyal medyanın ifşa tarafı üzerinden bir senaryo kurmuş.

Fargo: 4. Sezona bir daha başladım. Güzel bir anlatımı var.


01 Ağustos 2025

Temmuz 2025 İzlencesi



Superman 2025: Superman filmi James Gun’ın ellerinde çizgi romanlardaki renkli anlara yaklaşırken dağınık olay örgüsünün altında kafa karışıklığına davetiye çıkarıyor. Lex’in belirsiz motivasyonuyla birlikte sekansların kopuk yapısına, tatmin etmeyen savaş aksı da eklenince ne yazık ki uzun zamandır beklediğim Superman’in vasat bir senaryoya sahip olduğunu söyleyebilirim. Gösterişli, tahmin edilebilir sahnelerin arkasından gelen twistin yarattığı şaşkınlık seyir zevkini pek fazla yükseltemiyor. Hak ettiğimiz Superman filmine hala kavuşamadık.

Ballerina: Alıştığımız yalın olay örgüsünden uzaklaşarak karakteri derinleştirmeye çalışırken seyir zevkini düşürüyor. Tembel ve kopuk anlatımı John Wick filmlerinin kalitesine uzak yönetmenlikle birleşirken elimizde tatminden uzak bir final kalıyor. Olmamış.

Interstate 60: Bob Gale filmi, Mcihael j Fox ve Chritopher Lloyd cameosu. Tatlı film. Çerezlik.

Deep Cover 2025: Doğaçlama oyuncular polise muhbirlik yapmak için çeteye sızarsa ne olur? Güzel komedi. 

Total Recall 1990: İyi film. Atmosfer güzel kurulmuş. şaşırtan sahneleri var. Twisti bol. Zamanın ötesinde.

Days of Thunder: Tom Cruise'un Nascar yarışçısı olduğu film. Tam doksanlar filmi. Hoşuma gitti ama düştüğü yerler var. Senaryo Robert Towne.

Poker Face 2. Sezon Finali: Tatmin etti fakat daha iyi olabilirdi. Rian'dan daha iyi bir bölüm beklerdim. Sezonun başlangıcı daha iyiydi. 

How to Train Your Dragon 2025: Sevmedim.

Eden 2024: Cast için baktım. Sevmedim.

Akira: Bir kez daha izledim. İlk yarım saatinden sonra hala ben de bir şeylerin yanlış gittiği hissini uyandırıyor.

Happy Gilmore 2: Sahneler arası mantık yok. Gülemedim.


04 Temmuz 2025

Haziran 2025 İzlencesi

 


The Sunshine Boys (1975): Eski zamanların sahne tozunu yutmuş iki komedyen, yıllar sonra tekrar bir araya gelirse ne olur? İşte The Sunshine Boys tam da bu sorunun cevabını veren nefis bir film!1975 yapımı bu sıcacık komedinin yönetmen koltuğunda Herbert Ross oturuyor. Filmin senaryosu ise usta yazar Neil Simon’a ait. Zaten film, Simon’un aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanmış. Sahne ruhunu bu kadar güzel hissettirmesinin sebebi de bu olsa gerek.Başrollerde ise efsane isimler var: Walter Matthau ve George Burns. İkili, zamanında birlikte sahne alan ama artık birbirinin adını bile duymak istemeyen iki yaşlı komedyeni canlandırıyor. Özellikle George Burns, bu rolüyle 80 yaşında Oscar kazanarak sinema tarihine geçti!The Sunshine Boys, hem güldüren hem de biraz iç burkan, nostaljik bir film. Yaşlılık, dostluk, kırgınlıklar ve sahne aşkı… Hepsi ustalıkla işlenmiş. Eski usul komedileri seviyorsanız bu filme mutlaka bir şans verin derim.

🥋 The Karate Kid: Legends:  Jackie Chan ve Ralph Macchio, efsanevi rolleriyle geri dönüyor.  Eski filmlerin kalitesini beklemeyin. Netflix dizisi tadında bir film var karşınızda.

🎭 The Goodbye Girl (1977): 1970’lerin romantik komedi klasiği olan "The Goodbye Girl", yalnız bir anne, onun küçük kızı ve ani bir şekilde hayatlarına giren huysuz bir aktörün dokunaklı ve eğlenceli hikayesini anlatıyor. Neil Simon’un kaleminden çıkan bu sıcak öykü, hem güldürüyor hem de kalbe işliyor.

🔍 Murder by Death (1976): Agatha Christie'ye saygı duruşu mu, yoksa zekice bir parodi mi? Belki de ikisi birden! "Murder by Death", gizemli cinayet hikâyelerine gönül verenleri kahkahaya boğacak türden bir kara komedi klasiği. 1976 yapımı bu film, polisiye türünün tüm klişelerini tiye alarak, bir yandan da zekice bir dedektif bulmacası sunuyor. Hem gizem severleri hem de komedi tutkunlarını tatmin edecek bir yapım. Cinayet ve gülme krizini aynı anda yaşamak isteyenler için biçilmiş kaftan.

The Penguin Lessons: Hoş film ama bayılmadım. Politik arkaplanın üzerine daha ilgin. bir yolla değinilseymiş ortaya Oscar şansı olan bir yapım çıkabilirmiş.

Duster: Birkaç bölüm izledim. Tam sarmadı.

The Stick: Owen Wilson için izlemeye devam.

Orange County: Foo Fighters'ın One adlı şarkısı Soundtrack'te var diye izledim. Jack Black vardı falan ama sarmadı. 

Squid Game 3: Tamamen çözülme sezonu. Zorunlu sahnelerin sıklığından çatışma tat vermiyor. Final memnun etmedi. 

Thunderbolts: Thunderbolts, Marvel evreni ortalamasının altında kalan bir iş. Senaryonun sıkışıp kaldığı dar mekanlarda komik anlar yaratmaya çalışırken gülünç olan sahneleri senaryoyu eğlenceli kılmaktan çok cringe tanımına yakınlaştırıyor.

Fenike Planı: Wes Anderson’ın Fenike Planı; yönetmenin kendi kurduğu dünya içinde bize tanıdık sahneler sunuyor. Akılda kalıcı basket sahnesi ve kendine has mizahıyla filmografide yukarı sıralarda yer almayacak bir iş olsa da seyir zevki bir önceki filmine göre yüksek. Duygusal bağ kurmadaki zorluğu ve bilinçli soğukluğunda bir zeka var fakat bu filmi ileri taşımıyor. Fenike Planı hayranları için yeterli fakat yönetmenle yeni tanışacak seyirciler için iyi bir tercih değil.


31 Mayıs 2025

Mayıs 2025 İzlencesi

 

Bu ay izlediklerim:

Mission Impossible The Final Reckoning: Tom Cruise'u çok severim. Sinemayı seven, üreten, canını ortaya koyan biri. Cesaretinin verdiği bir seyir zevki var. Zekice yazılmış bir serinin son filmine geldiğimizi bize hissettiren büyük sahnelere sahip. Tabii ki sinema salonunda büyük bir zevk alarak izledim. Böyle filmlerden daha çok lazım.

Hacks: 4. Sezonu ayrı sevdim. Yan hikayeler konuyu çok dağıtıyordu. Toparlamışlar. Sektörün iç yüzünü anlatan işleri seviyorum. Başta Hannah Einbinder için izliyordum sonraları çok iyi yazılmış bölümler diziyi sıkı takip etmemi sağladı. Karakter gelişimleri ve diyalogların sezonlar arası sürerliliği iyi kuruluyor. Sektörün iç yüzünü gülümseterek anlatan güzel bir yapım. Senaryo tekniği başarılı.

Carnivale: Eski bir HBO dizisi. Yavaş, sakin bir anlatımı var. Twin Peaks'ten esinlendiği yerler var. İlk sezon güzeldi. İkinci sezon merkez fazla dağıldı. İlginç bir şeyler izlemek isteyenler için HBO da mevcut. 

Mobland: Paramount dizileri güzel oluyor. Oyuncular iyi. Yer yer düşüyor, ileri alarak izlediğim yerler oldu.

Double Team 1997: Aksiyon filmi. Tv'de rastladım. Dönemi için ilkel kalan yerleri var. Kurşunlar, klişeler, büyük sahneler. Kaplana tekme vs. 

Minecraft: Hem aileler hem çocuklar için basit bir konusu var. Yönetmeni Napoleon Dynamite'la tanıyoruz. Eh bir film. 

Poker Face: 2. Sezon güzel başladı. Bu tarz hikayeleri seviyorum. Beysbol bölümüyle Cenaze Evi bölümü epey hoşuma gitti. 

The Studio: Film işlerini analtan woke kültürü alaya alan zekice bir iş. Bizim sektörün cilvelerini güzel ortaya seriyor.

Russian Doll: İlk çıktığında izleyip beğenmemiştim. İlk sezonu yeni bitirebildim. Yine tam sevemedim.

Play Time: Jacques Tati'nin başyapıtı kabul edilen Play Time, görsel komedi ve toplumsal eleştiriyi ustalıkla harmanlayan benzersiz bir sinema deneyimi sunuyor. Beton ve camdan yapılmış modern bir Paris’te geçen film, insanın mekanla ilişkisini mizahi bir dille sorguluyor.

Sinners: Ben Hailey Steinfeld oynuyor diye izledim. Vampir filmi ama ilk yarı yavan. İkinci yarı kurtarmıyor. Yılın en iyi filmi diyenleri anlamıyorum. 

A Working Man: Jason Statham oynamış, Stallone yazmış. Aksiyon filmi olmasına rağmen izlerken sıkıyor. Geç açılıyor. Peh. Sevmedim.

02 Aralık 2023

KASIM 2023 İZLENCESİ

The Boy and the Heron: Miyazaki'nin en iyi işi olabilir. Sürreal, şiirsel ve vurucu. Çok beğendim.

Killers of the Flower Moon: Tatmin etmedi.

Straw Dogs: Havada kalan yerler var. 

The Killer: Vasatın altında kaldı.

Bringing Out the Dead: Scorsese'den devam. Beğenmedim.

Gangs of New York: Scorsese. Vasat.

They Live: Geç oldu. Çok beğendim.

The Creator: Beğenmedim.

Scott Pilgrim Takes Off: Hayranları için şaşırtmacalar barındıran güzel bir iş olmuş. Beğendim.

Fargo: Muhteşem


02 Eylül 2023

AĞUSTOS 2023 İZLENCESİ


Futurama: Yeniden başladı. Dinamikler aynı fakat espriler yeterli değil.

Skies of Lebanon: Çekeceğim filme bir fikir verir diye izledim. 

Beef: İlk bölümün ilk beş dakikasının önüne hiç geçemedi. Vasatın altı. 

Inventing the Abbots: Böyle filmleri seviyorum. Liv Tyler ve Jennifer Connely için izlemiştim fakat film hoşuma gitti. Zengin güzel kızlar ve fakir yakışıklı çocuklar. 

Asteroid City: Wes Anderson yine yaptığını yapıyor. Her seferinde estetik alanı genişlerken hikayeyi daraltıyor. Çerçeveli hikaye anlatma tekniğini daha da abartmış. Favori Wes filmim olamayacak ama böyle bir film olması ilham verici.

Les Valseuses: İlginç. Masaya oturup bunu yazmaya karar vermek ilginç olmalı. 

Woody Allen: Birkaç filmine yeniden göz gezdirdim. Yazdığım şeylere epey ilham veriyor.

Elemental: Hiç beğenmedim.

Hannah Takes the Stairs: Greta oynuyor diye izledim. Beklediğim gibi çıkmadı.

Paper Moon: Beklediğimden çok çok iyi çıktı. Oscarlı çocuk oyuncu ve muhteşem diyaloglar.