Anora: Keyifli bir film, ikinci yarısından sonra hikaye belirginleşiyor, Oscar için alışık olmadığımız +18 sahneler barındırıyor. Derdini anlatan bir iş, iyi yazılmış. Üzüntünün yanında neşe var. Bir trajedinin içinde komedi var. Genellikle akıllıca ve şefkatle iyimser olmayı seçmiş.
Emilia Perez: Çok övüldü diye izledim. Hiç beğenmedim.
Dune 2: Yine izledim yine sevemedim. Dune evreni hakkında bilgiye sahibim fakat filmlerde beni iten bir şeyler var. Atmosfer yaratma konusunda başarılı bir yapım fakat olay örgüsünü merak etmiyor ve ne olacağını bir türlü önemseyemiyorum.
The Substance: Öncelikle kesinlikle benlik değildi. Eğlence sektörünü ve insanların gençlik pınarını aramasından para kazanan milyarlarca dolarlık endüstriyi eleştirmek için yola çıkıyor fakat bunu yeni bir dille yapmıyor. Odağını kan ve neonlarla dolu bir gösteriye dönüştürüyor. Sevmedim.
Nickel Boys: İçerik bakımından yeni bir şey sunmasa da deneysel yönetmenliğiyle öne çıkan bir iş. Fikir boyutu güzel ama işlendiği zaman ortaya çok etkileyici bir iş çıkmamış.
Conclave: Din adamlarıyla çekilmiş 12 Kızgın Adam diyebileceğimiz bir iş. Kurgusu başarılı. Oyunculuklar iyi ama seyir zevki düşük bir film. Senaryo düzeninin iyi olması ödül getirebilir ama fazlasını beklemiyorum.
The Brutalist: Sevmedim fakat takdir edilesi yanları var. 10 milyon dolar gibi düşük bir bütçeyle ortaya çıkan iş hayranlık uyandırıcı fakat seyir zevki düşük bir film.
Wicked: Sevmedim fakat Amerika'da müthiş bir Broadway seyircisi var ve uyarlamaları asla kaçırmadıkları gibi desteklerini de esirgemiyorlar. Müzikal türü sevdalısı büyük bir kitleye sahipler ama asla seveceğim bir film değil Wicked. Yönetmenliğinden kurgusuna büyüklük içinde her şey kayboluyor.
Yaratıcılığı şekillendiren ve çarpıtan tüm değişkenlerin hayata nasıl etki ettiğini net biçimde görüyoruz.
Timothee genel olarak iyi bir tablo çizmiş. Bob Dylan her şeyiyle taklit edilmesi zor bir karakter. Sesinden gitar çalışına kadar orijinal bir adam. Timothee abartısızca rolün altından kalkmış. Şarkıları kendi söylediğini de belirtelim. Ayrıca Bob Dylan’ın yönetmenden ricasıyla eski kız arkadaşının gerçek adı kullanılmamış. Bu yüzden Elle Fanning’in oynadığı karakter Sylvie Russo adını almış.
Filmin organik bir kurgusu ve gösterişsiz bir yönetmenliği var. Dylan’ın sözleri 60’lardan beri çok şey ifade ediyor. Nobel ödülü alan tek müzisyen olduğunu da ekleyelim. Bob Dylan sevenler ya da onu tanımak isteyenler için iyi bir yapım. (Elle Fanning az oynadığı için 3 puan kırıyorum.)
A Real Pain: Sideways'in farklı bir versiyonu diyebileceğimiz bir tada sahip, senaryo düzeni başarılı, Oscar almasını beklediğim bir film. Seyir zevki yüksek. Karakterleri zihinde yaşatma işini iyi başarıyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder