Aristoteles: “Mutluluk, maratondur kardeşim.”
Aristoteles’e göre mutluluk öyle Instagram’da gördüğün bir kahveyle, anlık bir kahkahayla gelmiyor. Diyor ki: "Erdemli yaşa, potansiyelini gerçekleştir, düşün, üret, kararlarını bilgelikle ver. Kısacası, uzun vadeli bir oyun bu. Mutluluk sprint değil, maraton.”
Epiküros: “Tatlı bir limonata gibi.”
Epiküros’un mutluluğu daha sade: Haz al ama abartma kardeşim diyor. Sade yaşa, dostlarınla vakit geçir, ölümden korkma.
Marcus Aurelius: “Sakin ol kral, hayat geçici.”
Dışarısı yansın, sen içini ferah tut diyor bu kardeşlerimiz. Ona göre mutluluk, kontrol edemediğin şeyleri takmamaktan geçiyor. Epiktetos bir köleydi mesela ama en özgür insan oydu belki de. Marcus Aurelius bir imparatordu ama iç sesi hep şunu diyordu: “Sakin ol kral, hayat geçici.” Çok da şey yapmayın alışın kardeşim işte bu hayatın aksiliğe diyor kısacası.
Nietzsche: “Mutluluk direniştir.”
Nietzsche için mutluluk, iyi hissetmek değil—kendini aşmak. Acıya rağmen “evet!” diyebilmek. Güç ve potansiyelini gerçekleştirme duygusu. Bu mutluluk, kolay bir yaşamdan değil, mücadele, zorluk ve kendini yenme sürecinden doğar. Ona göre gerçek mutluluk, "üstinsan" idealine yaklaşırken, bireyin kendi değerlerini yaratması ve zorluklar karşısında daha güçlü bir varlık haline gelmesiyle mümkündür.
Kant: “Kusura bakma, mutluluk ölçülemez.”
Kant biraz sert takılıyor : “Mutluluk evrensel olarak tarif edilemez birader.” Diyor Ama şunu da ekliyor: “Ahlaklı ol, doğruyu yap. Gerisi gelir.” Yani: “Mutlu musun?” yerine “Doğru mu yaptım?” sorusu daha önemli.
Albert Camus: “Absürt Ol.”
Camus diyor ki, hayat absürt. Ama sen, o taşı tekrar tekrar dağa çıkaran Sisifos gibi, kendi anlamsızlığını kabullenerek mutlu olabilirsin. Yani: anlam arama, anlam yarat. Mutluluk, baş kaldırmakta gizli diyor Camus abimiz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder