04 Temmuz 2025

Haziran 2025 İzlencesi

 


The Sunshine Boys (1975): Eski zamanların sahne tozunu yutmuş iki komedyen, yıllar sonra tekrar bir araya gelirse ne olur? İşte The Sunshine Boys tam da bu sorunun cevabını veren nefis bir film!1975 yapımı bu sıcacık komedinin yönetmen koltuğunda Herbert Ross oturuyor. Filmin senaryosu ise usta yazar Neil Simon’a ait. Zaten film, Simon’un aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanmış. Sahne ruhunu bu kadar güzel hissettirmesinin sebebi de bu olsa gerek.Başrollerde ise efsane isimler var: Walter Matthau ve George Burns. İkili, zamanında birlikte sahne alan ama artık birbirinin adını bile duymak istemeyen iki yaşlı komedyeni canlandırıyor. Özellikle George Burns, bu rolüyle 80 yaşında Oscar kazanarak sinema tarihine geçti!The Sunshine Boys, hem güldüren hem de biraz iç burkan, nostaljik bir film. Yaşlılık, dostluk, kırgınlıklar ve sahne aşkı… Hepsi ustalıkla işlenmiş. Eski usul komedileri seviyorsanız bu filme mutlaka bir şans verin derim.

🥋 The Karate Kid: Legends:  Jackie Chan ve Ralph Macchio, efsanevi rolleriyle geri dönüyor.  Eski filmlerin kalitesini beklemeyin. Netflix dizisi tadında bir film var karşınızda.

🎭 The Goodbye Girl (1977): 1970’lerin romantik komedi klasiği olan "The Goodbye Girl", yalnız bir anne, onun küçük kızı ve ani bir şekilde hayatlarına giren huysuz bir aktörün dokunaklı ve eğlenceli hikayesini anlatıyor. Neil Simon’un kaleminden çıkan bu sıcak öykü, hem güldürüyor hem de kalbe işliyor.

🔍 Murder by Death (1976): Agatha Christie'ye saygı duruşu mu, yoksa zekice bir parodi mi? Belki de ikisi birden! "Murder by Death", gizemli cinayet hikâyelerine gönül verenleri kahkahaya boğacak türden bir kara komedi klasiği. 1976 yapımı bu film, polisiye türünün tüm klişelerini tiye alarak, bir yandan da zekice bir dedektif bulmacası sunuyor. Hem gizem severleri hem de komedi tutkunlarını tatmin edecek bir yapım. Cinayet ve gülme krizini aynı anda yaşamak isteyenler için biçilmiş kaftan.

The Penguin Lessons: Hoş film ama bayılmadım. Politik arkaplanın üzerine daha ilgin. bir yolla değinilseymiş ortaya Oscar şansı olan bir yapım çıkabilirmiş.

Duster: Birkaç bölüm izledim. Tam sarmadı.

The Stick: Owen Wilson için izlemeye devam.

Orange County: Foo Fighters'ın One adlı şarkısı Soundtrack'te var diye izledim. Jack Black vardı falan ama sarmadı. 

Squid Game 3: Tamamen çözülme sezonu. Zorunlu sahnelerin sıklığından çatışma tat vermiyor. Final memnun etmedi. 

Thunderbolts: Thunderbolts, Marvel evreni ortalamasının altında kalan bir iş. Senaryonun sıkışıp kaldığı dar mekanlarda komik anlar yaratmaya çalışırken gülünç olan sahneleri senaryoyu eğlenceli kılmaktan çok cringe tanımına yakınlaştırıyor.

Fenike Planı: Wes Anderson’ın Fenike Planı; yönetmenin kendi kurduğu dünya içinde bize tanıdık sahneler sunuyor. Akılda kalıcı basket sahnesi ve kendine has mizahıyla filmografide yukarı sıralarda yer almayacak bir iş olsa da seyir zevki bir önceki filmine göre yüksek. Duygusal bağ kurmadaki zorluğu ve bilinçli soğukluğunda bir zeka var fakat bu filmi ileri taşımıyor. Fenike Planı hayranları için yeterli fakat yönetmenle yeni tanışacak seyirciler için iyi bir tercih değil.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder