Onlarca sayfayı silerek yeniden yazmak, buruşturulan notları çöpe atmak, işe yarar bir şey çıkar umuduyla çöpleri yeniden karıştırmak. Günü iyi yazılmış bir sayfayla kapattığımıza mutlu olurken bunların hiçbiri yaşanmamış gibi davranmak.
Her yazar, acı dolu bu süreci kabullense de bunu bir başkasına övünerek anlatmaktan çekinmez. Ortaya çıkardığı öykünün, romanın, kitabın onun için parmak şıklatmak kadar kolay olduğunu ima eder.
Yazmak için öneri isteyenler karşısında durum değişir. Yazar birden kutsal bir dürüstlük dürtüsüyle bu işin ne kadar zor olduğundan bahsetmeye başlar. Tamamlaması yıllar süren cümleler, bilinçaltında budaklanan fikirler ve uykusuz bırakan hayatı kaçırma hissinin verdiği rahatsızlıktan sözü açar.
Gündelik işlerin hayatın cazibesini nasıl gölgelediğinden bahseder. Muhasebe kayıtlarına bakan gözler feribotların buğulu camlarında kızıl bulutların dansını göremez çünkü.
Yazmak karınca çiftliği kurmak gibidir. Karıncalara siz ne kadar yol açarsanız açın hangi yoldan gideceklerine yine onlar, sinir bozucu bir bekleyişle karar verir. İyi bir karınca çiftliği kurmak yıllar alır. Doğru karıncaları seçecek kadar yetenekli doğmuş olanlarsa ilginç bir şekilde kendi seslerini bulur.
Gündelik işlerin hayatın cazibesini nasıl gölgelediğinden bahseder. Muhasebe kayıtlarına bakan gözler feribotların buğulu camlarında kızıl bulutların dansını göremez çünkü.
Yazmak karınca çiftliği kurmak gibidir. Karıncalara siz ne kadar yol açarsanız açın hangi yoldan gideceklerine yine onlar, sinir bozucu bir bekleyişle karar verir. İyi bir karınca çiftliği kurmak yıllar alır. Doğru karıncaları seçecek kadar yetenekli doğmuş olanlarsa ilginç bir şekilde kendi seslerini bulur.
Her yazar da pek güzel ve kendine özgü bir havası olan bu çiftlikle övünmekten geri kalmaz ama karınca çiftliğine şekil verenin kendisi değil de o büyülü ve kontrol dışı süreç olduğundan da pek bahsetmez.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder