14 Haziran 2026

Söz Oyunları

Hemen hemen tüm büyük eserlerde söz oyunları vardır. İlk roman kabul edilen Don Kişot'tan Ulysses'e kadar yazarların sözcüklerle oynayarak yeni anlamlar inşa ettiğini görürüz. Eş anlamlı sözcüklerle kurulan diyaloglar bazen güldürüye bazen de olayları katmanlı bir hale getirmeye yarar. Alegorik bir zemin de inşa edilebilir mizahi bir tonda yakalanabilir. 

Dil oyunlarını çoğu zaman yapıtların bize çeviriyle ulaşması sebebiyle göremiyoruz. 

Çeviriler oyundan ziyade anlamı önde tutmak zorunda kalabiliyor. Aynı biçimde filmlerin altyazısında da durum böyle. Dil oyunlarına Casablanca'daki diyaloglarda ve Beatles şarkılarında rastlıyoruz. İngilizceye hakimsek bu söz oyunları bizim yapıttan aldığımız zevki arttırıyor. 

İlk kitabımdan bu yana on yıldan fazla zaman geçti. İlk yazdığım öykülerden beri sözcüklerle oynuyor, alaycı bir dil kullanıyorum. Olay örgüsünü sözcüklerin çağrışımlarıyla inşa eden öyküler yazıyorum. Sözcükleri bir enstrüman olarak görüyorum. 

Ulysses de tam böyle bir romandır. Murat Belge'nin bu ünlü roman hakkında şöyle bir yazısı var:

"Kaleidoskop" diye bir kelime var: içinde renkli kağıtlar olan, dolayısıyla her sallandığında bunların yeni ve farklı bir desen çizdiği, oyuncak dürbün. Joyce bunun imlasını öyle bir biçimde değiştirir ki, dikkatle okunduğunda "kaleidoskop" , "collide or escape" diye de okunabilir: yani, "çatış ya da kaç" anlamında. Şimdi buna Türkçe'de nasıl bir karşılık bulabiliriz? Burada ses ve ses üzerinden giden kelime oyunu önemli. Joyce, fiziksel olarak da gözü bozuk, kulağı gelişmiş bir insandı. Kelimenin sesinden yola çıkıyor ve o sesin alanı içinde başka, benzer anlamlı seslere ulaşarak, çok-katlı anlam yapılan kuruyor. "Kaleidoskop"un Türkiye'de anlaşılır olduğunu kabul edelim. Buradan yola çıkarak, daha serbest bir biçimde "ya direnirsin ya da tüyersin" diye özetleyebileceğimiz bir anlamı veren seslere nereden ulaşacağız?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder