01 Ekim 2023

EYLÜL 2023 İZLENCESİ

 

One Piece Live Action: Hiç olmamış.

Living is Easy with Eyes Closed: Beatles hakkındaki tüm filmleri izlerim. Bunu da izledim.

Backbeat: Beatles hakkında bir film daha. Beatles'ın eski üyeleri ve saç modellerinin çıkış noktası. Eski üyeler, günümüzden bakıp hüzünlenmece.

Easy A: Sevdiğim bir filmdi. Eyşan'la bir daha izledim.

New York New York: Martin Scorsese filmi. Böyle filmleri seviyorum. İlk yarım saati çok iyi. İlginç kadın erkek diyalogları girişte hemen bağlıyor. 

Fioanna and Cake: Adventure Time'ın paralel evrendeki halleri. HBO yani Max serisi. İlham verici olur diye izledim. Sevdiğim yanları oldu. 

Sex Education: Güzel başladı. Kötü bitti. Otis ve Maeve'i kavuşturmayan senaristleri kınıyorum.

Les Cinq Diables: Beğenmedim.

MUBI: Sayısız kısa film ve uzun metraj izledim. Dünyayı ilk defa ziyaret eden uzaylı titizliğiyle not aldığım epey kötü film vardı.

02 Eylül 2023

AĞUSTOS 2023 İZLENCESİ


Futurama: Yeniden başladı. Dinamikler aynı fakat espriler yeterli değil.

Skies of Lebanon: Çekeceğim filme bir fikir verir diye izledim. 

Beef: İlk bölümün ilk beş dakikasının önüne hiç geçemedi. Vasatın altı. 

Inventing the Abbots: Böyle filmleri seviyorum. Liv Tyler ve Jennifer Connely için izlemiştim fakat film hoşuma gitti. Zengin güzel kızlar ve fakir yakışıklı çocuklar. 

Asteroid City: Wes Anderson yine yaptığını yapıyor. Her seferinde estetik alanı genişlerken hikayeyi daraltıyor. Çerçeveli hikaye anlatma tekniğini daha da abartmış. Favori Wes filmim olamayacak ama böyle bir film olması ilham verici.

Les Valseuses: İlginç. Masaya oturup bunu yazmaya karar vermek ilginç olmalı. 

Woody Allen: Birkaç filmine yeniden göz gezdirdim. Yazdığım şeylere epey ilham veriyor.

Elemental: Hiç beğenmedim.

Hannah Takes the Stairs: Greta oynuyor diye izledim. Beklediğim gibi çıkmadı.

Paper Moon: Beklediğimden çok çok iyi çıktı. Oscarlı çocuk oyuncu ve muhteşem diyaloglar.

02 Ağustos 2023

Temmuz 2023 İzlencesi







National Theatre Live: Fleabag: Beğendim. Bölümlerin birbirine bağlantısı daha kuvvetli olabilirmiş. Merkezi biraz belirsiz buldum fakat keyif aldım. 

Guardians of the Galaxy Vol 3: Seri sonlandı fakat yeterince epik bulmadım. Daha iyi bir final olabilirdi. Rocket'ın geçmişi üstünden hüzünlü bir senaryoya ulaşılmış fakat doyurucu değil. İntikam havada kalmış. Espri dozu yer yer abartılı.

The Great Mouse Detective: Varlığını öğrenir öğrenmez izlediğim bir Disney animasyonu. Sherlock Holmes parodisi. Jackie Chan'in Shangai Knights filmi bundan pey etkilenmişe benziyor. Sevdim. 

Mission: Impossible - Dead Reckoning Part 1: Çok sevdim. Sinemada izlemek ayrıca keyifliydi. Tom Cruise'un sinemaya olan bağını görmek motive edici. Film serinin en iyilerinden biri olmayı başarmış. Yönetmenliğin de çok iyi olduğunu belirtmeliyim.

The Flash: İzlediğim en yüksek bütçeli en kötü filmlerden biri olabilir.

Oppenheimer: Beklediğim gibi çıkmadı. Nolan'dan en az bir twist beklerdim. Yapmadı. Tercih etmedi. Batman Begins'te kullandığı korku sahnesini yeniden aynı oyuncuyla kullandı. İlginç. 

Barbie: İyi bir gişe filmi değildi. Atmosfer bir hikaye içine oturtulmamış. Kötüler yeterince kötü değil. Hatta hiç kötü değil. Parodi ve Easter Egg önüne geçemedi. 

30 Haziran 2023

Haziran 2023 İzlencesi



Platonic: Sevdim. Seth Rogen beni hep o sesiyle bir şekilde güldürüyor.

Black Mirror: 1. Bölüm: Truman Show esintileriyle dolu bir bölüm. 2. Bölüm: Katil Kim? Konseptiyle ilerlerken güzel bir twist barındıran yarı meta bir bölüm. 3. Bölüm: Solaris esintili, ters köşe. 4. Bölüm: Ünlülerin gizli yaşamı. 5. Bölüm: Gel dünyayı kurtaralım... Meh...

Punchline: Tesadüfen televizyonda denk gelip baştan sona film izlemeyi özlemişim. Komedyen olmaya çalışan bir ev hanımı. Geç destekçisi Tom Hanks. Çok keyif aldım. Havada kalan yerler olmasaymış herkesin bildiği filmlerden olabilirmiş.

Old Henry: Kovboy filmi, düşük bütçeli, Tim Blake Nelson için izledim. Evin altında sürünün düşan sahnesi hoşuma gitti.


09 Haziran 2023

Mayıs 2023 İzlencesi


Air: Daha iyi olabilirdi. Chris Tucker'ı izlemek güzeldi.

Planet Teror: Yıllardır izlemiyordum. Bir şey kaybetmemişim.

Death Proof: Güzel yerleri var fakat yetmiyor.

John Wick 4: Trafik sahnesine, kurşun geçirmez ceketlerin kullanımına bayıldım. Jackie Chan tadı veren anlar vardı. Dinlenme sahnelerinin belirgin olması sıkıcıydı. Hafif bir Cowboy Bebop'lık vardı.

Barry: Bu kadar kötü bitmemeliydi. İlk iki sezonun hakkını veren bir final alamadık.

Ted Lasso: İşte hak ettiğimiz final. Keşke Ted'in hikayesi kariyer bakımından daha tatmin edici sonlansaydı. Son sezon Ted'in kendini geri çekmesi pek iyi olmadı. İlk iki sezona yakışmayacak derecede diyaloglar katmanlarını yitirdi. İnce söz oyunları kayboldu. Yine de umut dolu, iyimser, pozitif bir dizi olarak bende yeri ayrıdır.

01 Mayıs 2023

Nisan 2023 İzlencesi





 Lost: 4. Sezonu bir daha izliyorum. Bugün böyle olay örgülerinin dizilerde olmaması üzücü. 

Ted Lasso: Final sezonu tüm hızıyla sürüyor. Hav hav.

Barry: Çok iyi.

Living: Tabii ki de Kurosawa'nın epey gerisinde. Filme bizi konuk etmesi gereken ve çerçeve inşa etmesi gereken kahraman öyküyü taşıyamıyor. 

18 Nisan 2023

Yazmak Hakkında





"Sokrat’ın yanından geliyorum. Akropolis’te oturup tartıştık.
Benim var olmadığımı kanıtladı. Moralim çok bozuk."
-Woody Allen


"Yazmak için yaşamak, duymak, halkı algılamak gerekir. .. Bir yazar için çok
gereklidir halkın içinde kalabilmek … Ve halkın değişimini algılamak …"
- Orhan Kemal


“Benim, şu dil konusunda, hastalık derecesindeki titizliğimi yakınlarım bilirler. Bir noktalı virgülün yanlış kullanılmasına bile dayanamazken, benimle hiç
ilgisi olmayan sözcüklerle, konuşma biçimiyle,
bana mal edilmiş diyaloglara nasıl dayanayım!”
-Nezihe Meriç


"Bütünün içinden kıpırtılarla geçen yarı yarıya gizlenmiş o mizah damarı benim yakalamayı amaçladıklarım ve başarılı olduğumu sandığım zamanlarda tutturduğum oranlara bakarak kendimi kutladığım şeyler arasında..."
-Washington lrving

17 Nisan 2023

Kim bu Jane Gallagher ?


Çavdar tarlasında çocuklar kitabında az bahsedilmiş olsa da tüm okuyucular için merak konusu bir karakterdir Jane Gallagher.
Holden'a göre, Jane kötü bir çocukluk geçirdi.
Ailesi boşandı ve annesi ve üvey babasıyla birlikte yaşadı.
Jane ve ailesi, Caulfield ailesiyle aynı mahalleye Cape Code'dan Maine'e taşındı.
O ve holden romantik bir zaman geçirerek oyunlara, kitaplara ve film izlemeye bağlandı.
Hazırlık okuluna gitmeden önce, Jane holden'a B.M.'ye gidebileceğini söyledi. Veya Shipley ve ondan beri Holden haber alamadı.
Saxon Hall maçının gecesinde Jane, Holden'in oda arkadaşı Ward Stradlater ile buluşmaya gidiyor. Stradlater'a göre, ikisi de antrenör Ed Banky'den ödünç aldıkları arabada ilişkilerini sona erdirdi.
Jane hakkında bildiklerimiz bu kadar.

11 Nisan 2023

Neden Yazıyoruz?



"Bence temelde iki kişi için yazarsın. Öncelikle tamamen mükemmelleştirmek amacıyla kendin için, ki durum bu değilse ne ala, sonra da okuma yazma bilsin bilmesin, hayatta olsun olmasın sevdiğin kadın için."Arthur Mizener'e, 1950 Selected Letters, s. 694

Hemingway

"Bugün yine romanım üzerinde çalışacağım. Yazmak güç iş Max, ama hiçbir şey daha iyi hissettirmiyor."
Maxwell Perkins'e, 1938 Selected Letters, s. 474

Hemingway

"Bu aralar her gün çalışıyorum ve iyi gidiyor. Hayat çok durağan oldu. Yine de başka her şeyden daha eğlenceli. Hatırlar mısın yaşlı Ford [Maddox] nasıl da sürekli yazardı, [Joseph] Conrad yazarken nasıl acı çekerdi? Yapılacak iş değil vs. derdi. Sen de yazarken acı çeker misin? Ben hiç çekmem. Yazmadığım zaman, veya yazmaya başlamadan hemen önce anam ağlar; sonrasında da bomboş ve bombok hissederim. Fakat hiçbir zaman yazarkenki kadar iyi hissedemem."
Malcolm Cowley'e, 1945 Selected Letters, s. 604-605

Hemingway

"Çok komik bir kitap yazmak için önce büyük eziyet çekmek gerekir."
William B. Smith, Jr.'a, 1924 Selected Letters, s. 139

Hemingway

Bir Öykü Nasıl yazılır?




1. Bir öyküyü nasıl yazarsınız?

Şahsi sorulara şahsi yanıtlar vereceğim. Yazılmaz, yakalanır diyerek beni akıllı gösterecek bir tümceyle başlayacağım söze, böylece soruyu kendi istediğim yere çekeceğim. Hayatın içinde karşılaştığımız öykü; kapanlarla, tuzaklarla, oltayla değil kelebek ağıyla yakalanabilir ancak. 

2. Belli bir rutininiz var mı?

Sürekli yeni bir şeyler bulmaya çalışırken, başıma bin bir türlü bela alınca, öykü kendini yazdırmıyor. İnsan bir Chet Baker dinleyeyim, Woody Allen açayım, Beatles olsun, keyfim yerine gelsin diyor fakat sürekli bir şeyler dönüyor İstanbul'da.

Bilgisayarı yüksek çözünürlüklü ekranında sorunlarını çözmeye çalışırken alçak gönlünle kendinden bir şeyler karalıyorsun. Merak ederek sayfaları karıştırıyorsun, daha iyisini yazarım diyorsun, zaman tünelin çağın felaketleriyle dolarken hayatı bir yanından mandallayıp kurutmaya çalışıyorsun. 

Tam aklına bir şeyler geliyor derken ya mahallede bir çöp ev basılıyor, ya da kavga çıkıyor. Demliğin, vapurun, polisin düdüğü ötüyor. Tam tüm karmaşa bitti derken evde kahve bitiyor. Süt içeyim diyorsun süt de bitiyor. Bunlar olurken olay örgüsü sözcüklere emanet ilerliyor. Tuhaflıklar peşimi bırakmazken nasıl öykü yazacağım? İnsan kendini dinliyor, sayfalarca yazıyor, sonra onları bir çırpıda siliveriyor. Yeni metin belgesi açılıveriyor. Herkesin kaosu kendine.