Wes Anderson Kısa Filmleri
Poison: Merak uyandırdı. En beğendiğim bu oldu.
The Swan: Merak uyandırdı.
The Wonderful Story of Henry Sugar: Merak uyandıran yerleri vardı fakat bütünlük içinde sunulmamış. Sunulmak istenmemiş.
One Piece Live Action: Hiç olmamış.
Living is Easy with Eyes Closed: Beatles hakkındaki tüm filmleri izlerim. Bunu da izledim.
Backbeat: Beatles hakkında bir film daha. Beatles'ın eski üyeleri ve saç modellerinin çıkış noktası. Eski üyeler, günümüzden bakıp hüzünlenmece.
Easy A: Sevdiğim bir filmdi. Eyşan'la bir daha izledim.
New York New York: Martin Scorsese filmi. Böyle filmleri seviyorum. İlk yarım saati çok iyi. İlginç kadın erkek diyalogları girişte hemen bağlıyor.
Fioanna and Cake: Adventure Time'ın paralel evrendeki halleri. HBO yani Max serisi. İlham verici olur diye izledim. Sevdiğim yanları oldu.
Sex Education: Güzel başladı. Kötü bitti. Otis ve Maeve'i kavuşturmayan senaristleri kınıyorum.
Les Cinq Diables: Beğenmedim.Platonic: Sevdim. Seth Rogen beni hep o sesiyle bir şekilde güldürüyor.
Black Mirror: 1. Bölüm: Truman Show esintileriyle dolu bir bölüm. 2. Bölüm: Katil Kim? Konseptiyle ilerlerken güzel bir twist barındıran yarı meta bir bölüm. 3. Bölüm: Solaris esintili, ters köşe. 4. Bölüm: Ünlülerin gizli yaşamı. 5. Bölüm: Gel dünyayı kurtaralım... Meh...
Punchline: Tesadüfen televizyonda denk gelip baştan sona film izlemeyi özlemişim. Komedyen olmaya çalışan bir ev hanımı. Geç destekçisi Tom Hanks. Çok keyif aldım. Havada kalan yerler olmasaymış herkesin bildiği filmlerden olabilirmiş.
Old Henry: Kovboy filmi, düşük bütçeli, Tim Blake Nelson için izledim. Evin altında sürünün düşan sahnesi hoşuma gitti.
Air: Daha iyi olabilirdi. Chris Tucker'ı izlemek güzeldi.
Planet Teror: Yıllardır izlemiyordum. Bir şey kaybetmemişim.
Death Proof: Güzel yerleri var fakat yetmiyor.
John Wick 4: Trafik sahnesine, kurşun geçirmez ceketlerin kullanımına bayıldım. Jackie Chan tadı veren anlar vardı. Dinlenme sahnelerinin belirgin olması sıkıcıydı. Hafif bir Cowboy Bebop'lık vardı.
Barry: Bu kadar kötü bitmemeliydi. İlk iki sezonun hakkını veren bir final alamadık.
Ted Lasso: İşte hak ettiğimiz final. Keşke Ted'in hikayesi kariyer bakımından daha tatmin edici sonlansaydı. Son sezon Ted'in kendini geri çekmesi pek iyi olmadı. İlk iki sezona yakışmayacak derecede diyaloglar katmanlarını yitirdi. İnce söz oyunları kayboldu. Yine de umut dolu, iyimser, pozitif bir dizi olarak bende yeri ayrıdır.
Lost: 4. Sezonu bir daha izliyorum. Bugün böyle olay örgülerinin dizilerde olmaması üzücü.
Ted Lasso: Final sezonu tüm hızıyla sürüyor. Hav hav.
Barry: Çok iyi.
Living: Tabii ki de Kurosawa'nın epey gerisinde. Filme bizi konuk etmesi gereken ve çerçeve inşa etmesi gereken kahraman öyküyü taşıyamıyor.
