27 Ocak 2025

Modern Anksiyete Çağında Entelektüel Olmak

Modern anksiyete çağında tüm yeni çıkan film, dizi, albüm, resim ve kitaplara daha hızlı ulaşabiliyorken bunlara ulaşmamayı ve yüzlerce kedi videosu daha izlemeyi tercih ediyoruz. Eskiden baskısını bulamayıp kitapçıları dolaştığımız çoğu dergi ve çizgi roman çeşitli yollarla indirilebilir durumda. İndirilebilir entelektüellik çağında cahil kalmayı başarıyoruz. Şunu demek istiyorum; her şeye ulaşmak bu kadar kolay hem de bir o kadar zor. Yalnızlık korkusunun bizi yeni kitap ve müziklerden uzak tuttuğu teorimi paylaşmadan önce konuyu biraz daha derinleştirmemiz gerekiyor.

Zygmunt Bauman: "Modern dünya, belirsizlik üretme kapasitesi bakımından eşsizdir. Bu, sürekli olarak bir güvenlik arayışı yaratır; ama güvenlik her zaman ulaşılmazdır." (Liquid Modernity)

Güvenli alan oluşturma konusunda instagram, YouTube ve TikTok iyi bir iş yapıyor. Algoritma yardımıyla kullanıcıya özel ana sayfalarla siteyi bizim için güvenli hale getiriyor. Buradaki güven kelimesi bizi güvende tutmak yerine onların izlenmesini güvende tutan bir anlamda. 

20 Ocak 2025

The Case of the Golden Idol: Bir Dedektiflik Harikası

 


The Case of the Golden Idol: Bir Dedektiflik Harikası

Oyun dünyasında sıra dışı ve zihin zorlayıcı deneyimlere açsanız, The Case of the Golden Idol tam size göre! Bu bağımsız yapım, dedektiflik türünün sınırlarını genişleterek, oyunculara unutulmaz bir macera sunuyor. Görünüşte basit bir bulmaca oyunu gibi başlayıp derinlemesine düşünmeyi ve karmaşık bağlantılar kurmayı gerektiren bir şahesere dönüşüyor.

Hikaye ve Atmosfer

Oyun, 18. yüzyılda geçen bir dizi tuhaf ölümü araştırmanızı gerektiriyor. Altın bir idol etrafında dönen olaylar zinciri, adım adım keşfettiğiniz bir komployu ve gizem dolu bir dünyayı ortaya çıkarıyor. Her bölümde başka bir cinayet sahnesiyle karşılaşıyorsunuz ve ipuçlarını birleştirerek büyük resmin parçalarını bir araya getiriyorsunuz. Hikaye, kara mizah ve gotik unsurları harmanlayarak sizi hem düşündürüyor hem de etkiliyor.

30 Aralık 2024

2024'ün En İyileri



2024 yılında izlediklerim içinde favorilerimi derledim.



Fallen Leaves:
Çok sevdim. Kesinlikle izlenmesi gereken bir film.  10/10

Past Lives: Beğendim. İlişkilerin akıl almaz saçmalıklarla, başka insanların kararlarıyla örülüşü. İnandırıcıydı. Bir etki bırakan filmlerden. 10/10

Poor Things: Emma Stone hayranlığımı herkes bilir. Filme bayıldım. Oscar alacak diyordum. Aldı. Easy A'den beri gelişimini izleyebilmek güzeldi. Müthiş bir kariyer. Fellinesk, Terry Gilliam atmosferinde akıllıca diyaloglar ve güzel bir kurgu. Yönetmenin en iyi filmi. Kesinlikle izlenmeli. 10/10

Steve 2024: Steve Martin hakkında iki bölümlük bir belgesel. Çok keyif aldım. Benzer yanlar buldum. Sürekli kendini değiştirmesi ve işe yarama hissini kaybetmemesi şaşırtıcı. 8/10

Long Goodbye: “Uzun Elveda” kimsenin ilk kara filmi ya da ilk Altman filmi olmamalı. Çok güzel film. Kapris, kendiliğindenlik ve anlatı sapkınlığı. Chandler'ın yazdığı gibi, "kaba bir zekayla, canlı bir grotesk duygusuyla, sahtelikten tiksinerek ve bayağılığı küçümseyerek" konuşuyorlar. 10/10

Furiosa: Anya hayranlığımı herkes bilir. Şaşırtıcı olmayı başaran büyüleyici bir hikaye yaratmış. Anya Taylor-Joy için izlemiş olsam da aksiyon dilindeki dokunun yeniden konuşulacağını düşünüyorum. Ayrıksı hikaye anlatımı ve Anya’nın ayrık gözlerini sevdiğim için 9/10 veriyorum. (Bir puanı ilk bir saat Anya oynamadığı için kırdım.) 9/10

Hacks:
Hannah hayranlığımı herkes bilir. Mizahta aşılmaması gereken hiçbir çizgi olmadığını yine mizahi bir dille anlatarak izleyiciye komedinin ne kadar ciddi bir iş olduğunu çok iyi anlatan bir pilot bölümün ardından bağımlısı olduğum bir dizi. 10/10

The Simpsons: Lemon of Troy 6. Sezon 24. Bölüm, Brent Forrester yazmış, çok güzel bölümdü, kendisi Love, King of the Hill, Simpsons, Office yazarı. İyi bir kalem. 10/10

The Moustache: 2005 yapımı güzel bir film çok geç izlemişim. Güzel bir film. Kafa karışıklığı izleyiciyi yoruma açık hale getiriyor. 10/10

28 Aralık 2024

Squid Game 2



Netflix orijinal içeriklerinin beni asla tatmin etmediği günlerde herkesin konuştuğu bir diziydi. Squid Game. Totale hitap eden formül bir iş gözüyle baktığım bu projenin ilk sezonunu iki gecede bitirince ne kadar yanıldığımı anladım. Hemen sonraki bölümü izleme duygusu uyandıran bölüm sonları, karakterlerin kolayca ölmesi ve çelişkide bırakan ahlaki sorularıyla Squid Game iyi yazılmış bir diziydi. İkinci sezonunu kısa bir sürede izlerken aklımda hep oyunların üstüne çıkabilecekler mi sorusu vardı. Çünkü bölüm sonlarındaki heyecan ilk sezonun çıtasını epey yükseltmişti. Spoiler kısmına geçersek Squid Game ilk sezonun altında kalan bir gerilime sahip. Bunu hazırlık sezonu olarak düşünebilirsiniz. 3. Sezona güzel tohumlar atılıyor ama ilk sezonki kadar doyurucu bir B hikayesi yok. Yeni karakterler etkileyici, yeni dinamikler başarıyla kurulmuş ama eski heyecan yok. İlk sezon bu olsaydı muhtemelen başyapıt derdim ama elimizde mükemmel bir ilk sezon var. Hayranları için güzel bir sezon ama 3. Sezon ile her şey sonuca bağlanacağından bu sezonun bıraktığı yarım kalmışlık hissi sizi birazcık rahatsız ediyor.

25 Aralık 2024

Aralık 2024 İzlencesi



The Moustache: 2005 yapımı güzel bir film çok geç izlemişim. Güzel bir film. Kafa karışıklığı izleyiciyi yoruma açık hale getiriyor.

Lost: Bayılıyorum bu işe. Ara ara izliyorum. Müthiş bir iş. Hala canlı, örnek alınacak çok iyi oyunları var. Bunda çizgi romanlarına da hayran olduğum Paul Dini'nin de etkisi büyük.

From: Sevmedim. Eskiden bu tarz dizileri daha fazla izlerdim. Kasabada geçen Lost diyeni de var ama onun kadar asla derinleşmiyor ve felsefi değil. 

Skeleton Crew: Uzayda geçen Goonies diyebileceğimiz güzel bir Star Wars hikayesini çocukların gözünden anlatan Disney + dizisi. Stranger Things tadı veriyor. İlk bölümün sıkıcılığına katlanırsanız açılıyor.

The Village: Geç izledim. İlginçmiş.

23 Aralık 2024

Soğuk Havada İzlenecek En İyi Film: The Holdovers "Sideways" seven bunu da Sever

2024'ün son günlerinde soğuk bir havada izlenecek en iyi film The Holdovers. Haylaz bir öğrenci ve erdemli bir öğretmenin Noel'i birlikte geçirmek zorunda kalmasını anlatan film koca okulda birbirlerinden başka kimsesi olmayan iki uyumsuz ikiliye odaklanan bir yapım. Sideways sevenler buna bayılacak. Herkesin hayatındaki yönünü sonsuza dek değiştiren biriyle beklenmedik bir dostluğu veya hatta akıl hocalığı vardır. Ve herkesin, ne olduklarını veya olmayı başaramadıklarını ortaya çıkararak bir patlama anı vardır. The Holdovers, insanların hala erdemli olarak bir şeyleri başarabileceğini gösteren bir film.

01 Aralık 2024

Kasım 2024 İzlencesi




The Substance:
 Öncelikle kesinlikle benlik değildi. Eğlence sektörünü ve insanların gençlik pınarını aramasından para kazanan milyarlarca dolarlık endüstriyi eleştirmek için yola çıkıyor fakat bunu yeni bir dille yapmıyor. Odağını kan ve neonlarla dolu bir gösteriye dönüştürüyor. Sevmedim. 

Murder, My Sweet 1944: Raymond Chandler uyarlaması, noir sinemanın sağlam filmlerinden biri, günümüzdeki çoğu sahnenin kopyalandığını görebilirsiniz. Bu tarz filmler hoşuma gidiyor, ilginç buluşları var.

Hayat: Zeki'nin yen filmi.

Saturday Night: SNL programının ilk bölümü öncesindeki bir buçuk saate odaklanıyor. Senaryoyu böyle kısıtlamasalarmış daha iyi bir hikaye olabilirmiş. Elde çok güzel malzemeleri, şakaları ve kahramanları var. Genelde bu filmleri bitirirken gerçek görüntüler vs kullanırlardı ona da girmemişler. Hem bir saygı duruşu var ama onun gerektirdiği özen ne yazık ki yok. SNL hayranı değilseniz çoğu şakayı kaçırmanız muhtemel.

This Is Us: İlk sezonu izledim. Çok iyiydi.

Hayao Miyazaki and the Heron: Filmiyle karışmasın, bu film belgesel. Yapım sürecine odaklanıyor, detaya girmiyor ama güzel bir tadı var. Miyazaki gibi biri gelmeyecek. Benzeri de gelmeyecek muhtemelen. İzlenmesi gerekiyor. Yaratım süreci tam da böyle bir şey. 

Little Fish: Hüzünlü filmlerden, tarzım değil.

Sicario: Taylor Sheridan yazmış Roger Deakins abimiz görüntü yönetmenliğini üstlenmiş. Yönetmene pek iş kalmamış. Denis'in filmlerine hiç ısınamıyorum. 

Cruel Intentions: 1999 filmini izledim, ilginç geldi. Uyarlandığı kitap da ilginçmiş. Bunun dizisi nasıl yapılmamış derken ona da başladım. Amazon'da 2024 uyarlaması mevcut. Film daha güzel başlıyor. Günümüzde film ve dizilerin hikayeye yanlış yerden başlamaları çok düşündürücü. 

My Old Ass: Çerezlik diye girdim ama hoşuma gitti. Diyaloglar ve oyunculuklar sıkmıyor. 

Here: Richard McGuire'ın 2014 tarihli grafik romanından uyarlanan filmin amacı, kamerayı tek bir yere yerleştirerek tarih boyunca o noktada meydana gelen tüm olayları resmetmek, yerliler, dinozorlar, koloniler derken günümüze kadar geliyoruz. Zemeckis'in eski filmlerindeki tat yok, grafik romandaki karelere bölerek anlatma kurgusu filmde çok güzel durmamış. Grafik romandaki gibi karelerin üzerine yılları yazılsaymış belki daha estetik durabilirmiş. 

Head Over Heels: Öylesine izledim. Girişi hoşuma gitti ama sonra açmadı. 

23 Kasım 2024

Dopamin Reseptörleriniz Yanmadan İzlemeniz Gereken 4 Dizi



Modern hayatın karmaşasında hepimizin beynine "kısa devre yaptıracak" kadar yoğun içerik bombardımanına maruz kaldığı aşikâr. Arka arkaya izlediğiniz dramalar yüzünden dopamin reseptörleriniz tatil moduna geçtiyse, bu dizilerle onları yeniden hayata döndürebilirsiniz. Hazır mısınız? Aman diyeyim, dozunda izleyin. Yoksa reseptörleriniz “şarj bitti” derken siz hala "bir bölüm daha" deyip sabah 5’te kahve yapıyor olabilirsiniz.

1. Ted Lasso

Sporu sevmeseniz bile bu diziyi izlerken kendinizi İngiltere'deki bir futbol takımının tribünlerinde çay içerken bulabilirsiniz. Pozitiflik, komedi ve samimiyet; Ted Lasso'nun enerjisi size "dünyada hala umut var mı acaba?" dedirtebilir. (Spoiler: Var ama Ted kadar değil.)

2. This Is Us

Duygusal doping etkisi garanti. Bu dizi sizi ağlatacak, güldürecek ve muhtemelen "benim ailem de biraz manyak galiba" diye düşündürecek. Ancak dikkat, mendilleri hazır tutun; duygusal olarak ağır kaldırıyorsunuz!

3. Hacks

Stand-up komedisinin sert ve sivri diliyle yılların deneyimini harmanlayan bir dizi düşünün. İki neslin çatışması bu kadar komik olur mu? Oluyor. Deborah Vance size hem tokat gibi gerçekler sunacak hem de kahkahayla yerde yuvarlanmanızı sağlayacak. (Sahnede değil, koltuğunuzda tabii.)

4. Sherlock

Beyninize mini bir IQ yükseltici gibi. Her bölümü “acaba ben de dedektif olabilir miydim?” sorusuyla bitiriyorsunuz. Cevap belli: Hayır, olamazdınız. Ama izlerken en azından bir süreliğine Sherlock gibi hissetmek serbest. 

18 Kasım 2024

Logline - Tretman - Senaryo (Sinemaya Giriş ve Çıkış)



Kafamızı karıştıran tüm senaryo terimlerine açıklık getirelim.

Logline Nedir?

Logline, bir hikâyeyi birkaç cümleyle özetleyen kısa ve çarpıcı ifadedir. Logline, hikâyenin temel çatışmasını, ana karakteri ve hedefini belirtir. Amaç, potansiyel yapımcıları, izleyicileri ya da okuyucuları hikâyeye çekmektir.

  • Syd Field (Screenplay: The Foundations of Screenwriting):

“Logline, hikâyenizin DNA’sıdır. Eğer logline’ınız net değilse, hikâyeniz de net olmayacaktır.”

  • Blake Snyder (Save the Cat!):

“Bir logline, hikâyenizi bir cümlede satabileceğiniz bir reklamdır.”


Örnek: 

“Bir haham ve aykırı podcastler kaydeden bir kadının aşkı.”

“Amerika Birleşik Devletleri'nin 1950'lerden 70'lere kadar olan tarihi, IQ'su 75 olan ve çocukluk aşkıyla yeniden bir araya gelmeyi arzulayan bir Alabama'lının; otobüs durağındaki yabancılara hayatını anlatmasıyla dinleriz.”


Yazarlardan Yazarlık Üstüne Sözler


 
  • Ernest Hemingway: “Yazmak kolaydır. Tek yapmanız gereken, daktilonun başına oturup kanamaktır.”
  • Anne Lamott: “İlk taslaklar her zaman berbattır.”
  • Neil Gaiman: “Bittiği sürece bir şeyin doğru yazılıp yazılmadığına karar verebilirsiniz. Ancak bitirene kadar bu tartışma gereksizdir.”
  • Ray Bradbury: “Bir yazara verebileceğim en iyi tavsiye şudur: Kendinizi aşkla besleyin ve kütüphanelerde büyüyün.”
  • Toni Morrison: “Yazmak istediğiniz kitap henüz yazılmamış bir kitapsa, o kitabı yazmanız gerektiğini bilin.”
  • Stephen King: “Eğer kitap okumaya zamanınız yoksa, yazmaya da zamanınız ve araçlarınız yok demektir.”