31 Mayıs 2025

Mayıs 2025 İzlencesi

 

Bu ay izlediklerim:

Mission Impossible The Final Reckoning: Tom Cruise'u çok severim. Sinemayı seven, üreten, canını ortaya koyan biri. Cesaretinin verdiği bir seyir zevki var. Zekice yazılmış bir serinin son filmine geldiğimizi bize hissettiren büyük sahnelere sahip. Tabii ki sinema salonunda büyük bir zevk alarak izledim. Böyle filmlerden daha çok lazım.

Hacks: 4. Sezonu ayrı sevdim. Yan hikayeler konuyu çok dağıtıyordu. Toparlamışlar. Sektörün iç yüzünü anlatan işleri seviyorum. Başta Hannah Einbinder için izliyordum sonraları çok iyi yazılmış bölümler diziyi sıkı takip etmemi sağladı. Karakter gelişimleri ve diyalogların sezonlar arası sürerliliği iyi kuruluyor. Sektörün iç yüzünü gülümseterek anlatan güzel bir yapım. Senaryo tekniği başarılı.

Carnivale: Eski bir HBO dizisi. Yavaş, sakin bir anlatımı var. Twin Peaks'ten esinlendiği yerler var. İlk sezon güzeldi. İkinci sezon merkez fazla dağıldı. İlginç bir şeyler izlemek isteyenler için HBO da mevcut. 

Mobland: Paramount dizileri güzel oluyor. Oyuncular iyi. Yer yer düşüyor, ileri alarak izlediğim yerler oldu.

Double Team 1997: Aksiyon filmi. Tv'de rastladım. Dönemi için ilkel kalan yerleri var. Kurşunlar, klişeler, büyük sahneler. Kaplana tekme vs. 

Minecraft: Hem aileler hem çocuklar için basit bir konusu var. Yönetmeni Napoleon Dynamite'la tanıyoruz. Eh bir film. 

Poker Face: 2. Sezon güzel başladı. Bu tarz hikayeleri seviyorum. Beysbol bölümüyle Cenaze Evi bölümü epey hoşuma gitti. 

The Studio: Film işlerini analtan woke kültürü alaya alan zekice bir iş. Bizim sektörün cilvelerini güzel ortaya seriyor.

Russian Doll: İlk çıktığında izleyip beğenmemiştim. İlk sezonu yeni bitirebildim. Yine tam sevemedim.

Play Time: Jacques Tati'nin başyapıtı kabul edilen Play Time, görsel komedi ve toplumsal eleştiriyi ustalıkla harmanlayan benzersiz bir sinema deneyimi sunuyor. Beton ve camdan yapılmış modern bir Paris’te geçen film, insanın mekanla ilişkisini mizahi bir dille sorguluyor.

Sinners: Ben Hailey Steinfeld oynuyor diye izledim. Vampir filmi ama ilk yarı yavan. İkinci yarı kurtarmıyor. Yılın en iyi filmi diyenleri anlamıyorum. 

A Working Man: Jason Statham oynamış, Stallone yazmış. Aksiyon filmi olmasına rağmen izlerken sıkıyor. Geç açılıyor. Peh. Sevmedim.

03 Mayıs 2025

Mutluluğun Felsefi Tanımları

Aristoteles: “Mutluluk, maratondur kardeşim.”

Aristoteles’e göre mutluluk öyle Instagram’da gördüğün bir kahveyle, anlık bir kahkahayla gelmiyor. Diyor ki: "Erdemli yaşa, potansiyelini gerçekleştir, düşün, üret, kararlarını bilgelikle ver. Kısacası, uzun vadeli bir oyun bu. Mutluluk sprint değil, maraton.”

Epiküros: “Tatlı bir limonata gibi.”

Epiküros’un mutluluğu daha sade: Haz al ama abartma kardeşim diyor. Sade yaşa, dostlarınla vakit geçir, ölümden korkma.


Marcus Aurelius: “Sakin ol kral, hayat geçici.”

Dışarısı yansın, sen içini ferah tut diyor bu kardeşlerimiz. Ona göre mutluluk, kontrol edemediğin şeyleri takmamaktan geçiyor. Epiktetos bir köleydi mesela ama en özgür insan oydu belki de. Marcus Aurelius bir imparatordu ama iç sesi hep şunu diyordu: “Sakin ol kral, hayat geçici.” Çok da şey yapmayın alışın kardeşim işte bu hayatın aksiliğe diyor kısacası.

Nietzsche: “Mutluluk direniştir.”

Nietzsche için mutluluk, iyi hissetmek değil—kendini aşmak. Acıya rağmen “evet!” diyebilmek. Güç ve potansiyelini gerçekleştirme duygusu. Bu mutluluk, kolay bir yaşamdan değil, mücadele, zorluk ve kendini yenme sürecinden doğar. Ona göre gerçek mutluluk, "üstinsan" idealine yaklaşırken, bireyin kendi değerlerini yaratması ve zorluklar karşısında daha güçlü bir varlık haline gelmesiyle mümkündür.

Kant: “Kusura bakma, mutluluk ölçülemez.”

Kant biraz sert takılıyor : “Mutluluk evrensel olarak tarif edilemez birader.” Diyor Ama şunu da ekliyor: “Ahlaklı ol, doğruyu yap. Gerisi gelir.” Yani: “Mutlu musun?” yerine “Doğru mu yaptım?” sorusu daha önemli.

Albert Camus: “Absürt Ol.”

Camus diyor ki, hayat absürt. Ama sen, o taşı tekrar tekrar dağa çıkaran Sisifos gibi, kendi anlamsızlığını kabullenerek mutlu olabilirsin. Yani: anlam arama, anlam yarat. Mutluluk, baş kaldırmakta gizli diyor Camus abimiz.


Söz Oyunları


Raymond Roussel yazarken kelimelerle oynamayı seviyormuş. Bunu çok sonraları öğrendim.

Şöyle anlatıyor:

"Hemen hemen birbirinin benzeri iki sözcük seçerdim. Örneğin billard (bilardo masası) ve pillard (yağmacı, soyguncu). Ardından buna benzer fakat iki ayrı anlamda alınmış sözcükler eklerdim bunlara ve böylece hemen hemen özdeş iki cümle elde ederdim."

02 Mayıs 2025

Nisan 2025 izlencesi

 


Mickey 17: Güzel başladı, düştü ve daha da düştü. Anlam vermediğim, kurguda kesinlikle çıkarılır dediğim kısımlar vardı. İlginç bir filmdi ama felsefesini koruyamadı. Sonraki filmlerini bekliyoruz. 

Black Mirror 7. Sezon: İlk bölüme benzeyen öykülerim vardı. İnternet paketi gibi abonelik sistemiyle yaşamak vs. Finali etkileyiciydi. İkinci bölüm, trajik lise anılarını ileri bir teknolojiye bağlayarak yer yer ilginç bir akış yakalamış. Üçüncü bölüm, oyunculara rüyada dizi çektirmece. Çoğu bölümü x2 izledim.

Last of Us 2.Sezon: Pek severek takip ettiğim bir iş değildi ama herkesin beklediği sahne güzel çekilmiş.

Andor 2. Sezon: Sıkıcı başladı. Sıkıcı gidiyor.

Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar: En sevdiğim Almadovar filmi oldu.

Eyes Without A Face: Günümüzde yinelenen bir fikir. Sevmedim ama bilinmesi gereken bir klişenin ilk adımlarından. Önermem.

Mother: Bong Joon-ho filmi. İlginç yerleri var fakat sevemedim. 

Mozart in the Jungle: Yıllar önce ilk bölümünü izleyip devamını getirmemiştim. Bu ay diziyi bitirdim. Güzeldi. Gençlik heyecanı, sanat tutkusu, arzular beklentiler ve gerçekler... Özdeşleştiğim bir iş.

27 Nisan 2025

hayat bir süpermarkettir

 


Hayat koca bir süpermarket. Raflar tıklım tıklım dolu.

Yoğurtlar probiyotik, sular vitaminli, atıştırmalıklar "lifli"

Her şeyin üzerinde bir etiket var.


Ve raflar tarihi çoktan geçmiş cehaletle dolu. Eskiden utanılırdı. Şimdi ise üstüne: “Yerli üretim” diye yapıştırılmış.
Bir şey bilmemek marifet, her konuda fikri olmaksa bir tür cesaret kimliği kabul ediliyor.
Filozof yerine “fenomen” takip ediliyor. İçeriğin değil, ambalajın konuşulduğu bir reyonda, içi boş ama parlak cümleler kapış kapış gidiyor.

Ve nedense, en çok ilgimizi reyonları devirenler çekiyor.
Bağıranlar, olay çıkaranlar, dram yaratıp ortalığı birbirine katanlar...
Çünkü markette sessizce alışveriş yapan değil, ürünle kavga eden manşet oluyor.


Ama belki de sormalıyız: Neden bu kadar çok bağıran, bu kadar az bilen insan var ortalıkta?
Neden en gereksiz tanıtlar alkış alıyor?
Ve neden hayat, hep bir şeyler alırken, aslında elimizde hiçbir şey kalmayan bir süpermarket gibi?

Çoğumuz ihtiyacımız olanı değil, indirimde olanı alıyoruz.

Birbirimize bakarak alışveriş yapıyoruz. O ne aldıysa, ben de onu almalıyım diyoruz.
Algoritmaların önerdiği aşklara tutunuyoruz. “Sizin için seçildi” yazıyor üstünde.
Yani aslında seçmiyoruz. Ürün bizi seçiyor.

Ve işin tuhafı, biz bu oyunu bozmak istemiyoruz.
Çünkü herkes aynı markette.
Herkes aynı reyonda dolanıyor.

Cahilliğin övüldüğü bir çağdayız çünkü.
Bilenin sustuğu, bilmeyenin mikrofonu kaptığı bir dönem.
Fikirsizliğin özgürlük, cehaletin özgünlük sanıldığı yer burası.
Süpermarket metaforunun en trajik rafında, bu var:
Her etikette “Kendin Ol” deniyor.

Ama kendin ol demek cahil kal demek değil.

26 Nisan 2025

DERRIDA’NIN GELMEYEN KARGOSU



Sabah telefonuna bir bildirim düştü: “Kargonuz dağıtıma çıkarılmıştır.”

Cümle kısa. Net. Ve Umut verici. Sanki hayatın siparişin gelir gelmez düzene girecek. masana aldığın o lamba bütün sorunlarını çözecek.

Bugün o gün olabilir. Bugün o paket gelebilir.

Ama olmuyor.

Telefonunda parlayan bildirime bakıyorsun.

“Alıcı adreste bulunamadı,” yazıyor.

25 Nisan 2025

Mini Dizi Önerileri



The Queen's Gambit:
Yetimhanedeki hademeden satranç oynamayı öğrenen bir kızın başarı hikayesini izlediğimiz bir mini dizi. Hayatı bir satranç tahtası gibi görmeye başlayan Beth'in kayıp çocukluğunu satrançla var ederek kendini ve dünyayı keşfetmesini anlatan bir iş. 

Barry: Bir kiralık katil oyunculuk kursuna yazılırsa ne olur? HBO'nun en iyi kara komedilerinden biri olan Barry kısacık bir dizi olmasına rağmen karakterleri uzun bir süre unutamıyorsunuz. Yönetmenliği ve yazarlığı kaliteli olan ender işlerden biri.

06 Nisan 2025

İyi Yönetmenlik

Wim Wenders'ın Perfect Days filmi. Yaşlı adam genç kız tarafından öpülünce yüzü nasıl da kızarıyor. Yönetmen işi yüzdeki kan akışına bırakmadan aracın tepe lambasından gelen kırmızı ışıkla kızartıyor yüzünü. Seviyorum böyle sahneleri. 



1996

 

Bir süredir,

Doksanlardan günümüze 

Karikatür dergilerine

Şöyle bir göz atıyorum.