31 Ocak 2026

OCAK 2026 İZLENCESİ


Stranger Things: 9 yıldır izlediğim dizinin sonuna gelirken uzun bir final izlemek duygusal olarak iyi geldi. Geç gelen bir final olmasının, çocukların büyümesinin ve nostalji hissinin diziyi dokuz yıl taşıyacak kadar yeterli olmaması sebebiyle potansiyelini tam olarak kullanamadığını söylemem gerek. Çok severek izlediğim bir işti fakat final ne yazık ki tatmin etmedi. Eski sezonlara bakınca üstüne koyarak ilerleyebilen bir yapı kurulabilirdi. Her sezon hikaye çok başka yerlere savruldu. Yine de keyifliydi. Ulan netfilişk.

Stranger Things 1- 4. Sezon: Rewatch şöleni. İlk sezon çok iyi. Sinema gibi. İkinci sezon direksiyon daha iyi bir yere kıvrılabilir, Eleven ekibe daha evvel katılabilirmiş. 3. Sezonun zevki bir başka olmuş. AVM ve Robin-Steve güzel bir aks yaratmış. 4 ile düşüş başlamış. 

84 Charing Cross Road 1987: Bayıldım. Artık böyle filmler yapılmıyor. Naif bir hikaye, çok güzel bir film. İnsanca yaşamanın, edebiyatla hayatın kesiştiği noktayı görmenin verdiği keyifli bir dostluğa tanık olmak gibiydi.

Ella McCay: "As Good as it Gets" filminin yazar/yönetmeni James L. Brooks’un son filmi: Ella McCay. Karmaşık hayatları olan, zorlu kadınları konu alan hikayeleri seviyor. Ben de seviyorum.

Gülün Adı: İlginç bir film. Umberto Eco uyarlaması.

DJ Ahmet: izledim.

The Secret Agent: Oscar adayı. Cannes ödüllü. Yönetmenlik iyi fakat senaryo daha iyi kurulabilirmiş. 

Win or Lose: İkinci bölüm çok güzel bir yere bağlandı. Beklemiyordum. Sevdim. Beysbol takımına odaklanarak daha vurucu olabilirmiş. Fikirler ve metaforlar arasında hikaye dağılmış.

No Other Choice: İzledim. Yönetmenin kendi işleri için zayıf kalmış.

The Summer I Turned Pretty: Sonunda ben de izledim. Eh diyelim.

Mel Brooks 99 Years old Men: İzledim. Sevdim. Komedi işleriyle ilgilenenler bu belgesele bir göz atmalı.

Loveable: İzledim. Eh.

School for Scoundrels 2006: Eh. Akmayan bir komedisi var.

Rental Family: Beklentimin altında kaldı. Daha iyi olabilirmiş.

The Summer I Turned Pretty: Hepsini izledim. Eh. 

Three Identical Strangers: Güzel belgesel. Üçüz olduğunu fark eden bir genç ve arkasındaki gerçekler. Teoriler falan.

A Knight of the Seven Kingdoms 1: İlk bölüm için sönük. Bir şeye yeterince büyük girmezsen kimse onu ciddiye almaz.

Landman 2.Sezon Finali: Güzel bir sezon finaliydi. Seviyorum bu diziyi. Taşra, petrol, aile olmak, anti woke bir iş.

08 Ocak 2026

10 Kitap






Kitaplıklar her yazarın sesini oluşturduğu yol haritalarıdır. Raflarda, sayfalarda, tümcelerde bizim düşlerimize eşlik edecek oyunlar vardır. Bana sesimi bulmamda yol gösteren, mutluluk veren, “İşte benim kurmak istediğim tümceler bunlar,” dedirten ( ve kesinlikle kıskandıran) kitaplardan on tanesi şunlardır.

Hayattaki küçük oyunları fark edebilmek, espri anlayışı dedikleri şeyi bulabilmek, virgülsüz noktasız tümceler içinde aynı sözcüklerin altını çizmiş biri olabileceği inancına tutunabilmek için Tutunamayanlar.

Kaldırımlarda onun da olabileceği düşüncesiyle kalabalığa karışmak, karıncaların bilmeden sevdiğini kendime anımsatmak için Aylak Adam.

Düş ve gerçeğin kol kola yürüdüğü öykülere “Hişt,” diye seslenmek için Alemdağda Var Bir Yılan.

Dikkatli bir okuyucu olduğumu ve tek tesellinin yazı olduğunu göstermek için Kara Kitap.

“Ben buradayım,” diyebilmek için
Korkuyu Beklerken.


O iyi insanların nereye gittiğini düşünmek için Demirciler Çarşısı Cinayeti.

Okuma yazma işleriyle alakam olduğu, mizahın en çok da en ciddi kurumlarda bulunduğunu bana gösterdiği için Saatleri Ayarlama Enstitüsü.

Seninle şöyle bir oturup konuşamadık dememek için Kürk Mantolu Madonna.

Herkesin bir Jane Gallagher’ı olduğu için Çavdar Tarlasında Çocuklar.

Kanımız sızarak bitmez tükenmez bir yolda yürüdüğümüz için Yaban.



Tesadüf, simpsons ve komplo teorisi

Seviyorum böyle ilginç tesadüfleri. Simpsons 37. Sezon 13. Bölümü izlerken 35. Saniyelerde Homer nükleer santralde bir tuşa bastı ve tüm elektriği kestiği için her yer karanlıkta kaldı. Tam bu sırada Ortaköy’de de elektrikler gitti. İlginçti.

30 Aralık 2025

ARALIK 2025 İZLENCESİ

Sentimental Value: Yönetmenin diğer işlerine göre iyimser kalan finaline şaşırdım. Elle Fanning için izledim. Güzel bir filmdi.

The Road Home 1999: Çok güzel film. 

Landman 2. Sezon: Güzel gidiyor. Seviyorum bu hikayeleri.

Spy Kids 3: Artık böyle işler yapılmıyor.

Wake Up Dead Man: A Knives Out Mystery:  Büyük bir beklentiyle izledim ama olmadı. Serinin en zayıf halkası. Kilise müdavimlerinin derinleştirilmemesi çok büyük bir hata. Dedektif çok geç giriyor hikayeye ve bunun için bir motivasyonu da yok. Cailee iyi oynamış fakat senaryo hayal kırıklığı. Neden?

The Karate Kid Part III: Yine izledim. Yine sevdim. Kata Training şarkısı bana çok dokundu.

Sekizinci Aile: İzledim.

Rick Gervais Mortality: Güzeldi.

Şahsi Düşler 10 Yaşında


Tam 10 yıl önce ilk kitabım çıktı.

Yirmi yaşında yazdığım öykülere dönüp baktığımda hüzünlü ve düşündürücü -ki ben bu duruma “hüzündürücü” diyorum- ayrıntılar buluyorum.

Her yazarın yazım sancılarını anlatmaktan kaçındığı fakat üzerinden belli bir süre geçtikten sonra keyif aldığını biraz da üstün bir tavırla itiraf ettiği günler benim için her zaman iştahlı yazım günlerimin en güzel hatırası oldu.

Sözcüklerin peşinden giderek onların çocuksu oyununa inanmanın keyifli ve tabii ki yorucu olduğunu bana hatırlatan şahsi düşler tam 10 yaşında.

24 Aralık 2025

Lily Allen’ın 10 Günde Yazdığı Albüm

 


    Bir ilişkinin otopsisi diyebileceğimiz West End Girl, Lily Allen’ın özüne dönüşündeki pervasız coşkuyu sert sözler ve adrese teslim alaylarla müjdeliyor. Bir ilişkinin sonuna ne kadar hazırlıklı olursanız olun ortaya çıkan enkazı yönetmek hiçbir zaman kolay değil. Lily Allen bize 10 günde kaydettiği yeni albümüyle son ilişkisinin tüm sırlarına dair büyük ipuçları vererek yapmacıklığa ne kadar düşman olduğunu yeniden gösteriyor. Ayrılığın olgun bir genel bakışını sunmaktan ziyade, anlık acı ve ihanet duygularını onurlandırmakla çok daha ilgilendiğinden şarkıların türü de bu yönde bir alaycılıkla akıyor.

    Lily Allen’ın şarkılarda bahsettiği toksik kişi Stranger Things ile hepimizin tanıdığı David Harbour. Kendisi açık ilişki yaşamayı teklif etmiş ve Lily Allen’ı aldatmakta hiçbir sakınca görmemiş.

    Bir partnerin sadakatsizliğiyle yüzleşmenin şarkıları diyebileceğimiz West End Girl içinde Sleepwalking ve Tennis parçaları öne çıkıyor. Sheezus'taki popüler tınıların Lily Allen’ın tarzına uymayışı ve kötü sarışınlığın getirdiği tuhaf tarzın zemine oturmayışının arkasından gelen West End Girl, alışılmadık Lily Allen kafiyelerini sevenleri mutlu ediyor. Yine de ilk iki albümün kalitesi aratmıyor değil.

04 Aralık 2025

2025'in En İyileri




FİLMLER

Young Frankenstein 10/10

Mission Impossible The Final Reckoning 10/10

Only When I Laugh 9/10

One Battle After Another 8,5/10

The Sunshine Boys 1975 8,5/10

Murder by Death 1976 8,5/10

The Goodbye Girl 1977 8/10

Girlfriends: 8/10

Mickey 17 7,5/10

Bugonia 7,5/10

Caught Stealing 7,5/10

Honey Don't 7/10


DİZİLER

Pluribus: 8/10

Hacks 8/10

Wednesday 2. Sezon 8/10

Poker Face 2. Sezon 8/10

Stranger Things 5. Sezon Part 1: 8/10

The Studio 7,5/10

OYUNLAR

Dispatch 10/10

Metal Gear Solid 3 10/10

Metal Gear Solid 4 10/10


ALBÜMLER

Bret Mckenzie - Freak Out City

Foxy Shazam

Wet Leg - Moisturizer

Mister invincible

 Tek gerçek çizgi roman kahramanı diye geçiyor. Şaşırdım. Hiç duymamıştım. 





03 Aralık 2025

KASIM 2025 İZLENCESİ



Stranger Things 5: Beklentileri karşılamamak gibi bir durumu var. İzletiyor fakat alışkanlık nostalji ve tahmin edilebilir anların zincirlemesinin ötesine geçmemekte inat ediyor. 

The Running Man: Edgar Wright filmi, Stephen King uyarlaması, Glen Powell oynuyor, davetli olarak ön gösterimde izledim. Güzel akan bir film. Act 3 sıkıntılı. 

Bugonia: Yorgos’un son filmi. Ben tabii ki Emma Stone için izledim. İlginç anlarla kamçıladığı merak duygusunu şüpheye ulaştırırken seyir zevkini uzun diyaloglara emanet eden bir film. Sonuyla yarattığı atmosfer her bakımdan konuşulmaya değer bir his bırakıyor.

The Smashing Machine: Safdie işi. Gerçek işleri ilgi çekici bulmuyorum. Merakımdan izledim. Sevmedim.

A Very Jonas Christmas: Baya güldüm. Liseye giderken izlediğim Jonas dizisinin tadını verdi. Evet Jonas seviyorum.

The Simpsons: 37. Sezonu izliyorum. Her bölümü ben bile artık çok sevemiyorum. The Day of the Jack-Up bölümü iyiydi şu ana kadar.

Frankenstein 2025: Del Toro filmi. Sevemedim. Mia Goth sevgim bile filmi bana sevdiremedi.

Young Frankenstein: Tarantino bu film için dünyanın 7 kusursuz filminden biri demiş. Mel Brooks ve Gene Wilder. 1974 filmi. Baya güldüm. Keşke daha erken izleseymişim.

Superman Returns 2006: O zaman da sevememiştim. Yine sevemedim.

Tulsa King: Güzel gidiyor. Karizmatik oyuncu izletiyor kendini.

Landman 2. Sezon: Seviyorum böyle dizileri. Taylor Sheridan işleri hep güzel oluyor. 

I Love LA: Rachel Sennot oynuyor diye izliyorum.

Being Eddie: Eddie Murphy belgeseli. Güzeldi. Adamı seviyorum.

Train Dreams: Sevmedim.

Blue Moon: Sevmedim.

14 Kasım 2025

Dispatch


Uzun zamandır güzel bir oyun bulup oynama konusunda sıkıntı çekiyordum. Oyunları indirdiğim gibi kaldırıyor, yarım saat geçmesine rağmen bir türlü açılış yapmayan oyunları öfkeyle kapatıyordum. Bir süre sorunun bende olduğunu düşündüm. Ta ki Dispatch gelene kadar.

Wolf Among Us ekibi tarafından açılan ayrı bir stüdyodan çıkan bu oyunun fragmanlarını görmüştüm fakat yine de Telltale'ın düşüşü sırasında çıkardığı kötü oyunlar sebebiyle önyargım vardı. Dispatch bu önyargıları sildi süpürdü. Haftalık bir dizi tadında ilerleyen bu oyun bir anda her Çarşamba çıkmasını beklediğim bir diziye dönüşüverdi. 

Babasının intikamını almaya çalışan bir süper kahramanın süper kahramanlar teknik desteğinde çalışmaya başlamasına odaklanan Dispatch; The Boys, Invincible ve Wolf Among Us'ı akla getiren güzel bir atmosfere sahip. Hem oynuyor hem de izliyorsunuz. İzlediğiniz kısımlardan asla sıkılmıyorsunuz çünkü diyalogların özenle yazıldığı bu hikaye sizi 40 dakika boyunca sürüklüyor. 

Eski Smallville günllerimdeki gibi her hafta 40 dakikalık bir dramayı beklediğim günlere dönmek beni sevindirdi. İlk iki bölüm çok iyi yazılmıştı ve kahramanlarla oynana stratejik sekanslar da gayet güzeldi. Keşke daha uzun olsalardı fakat haftaya ne olacak diye gerçekten merak ediyorsunuz.



Tabii ki favorim Blonde Blazer karakteri. Güçlü ve güzel bir kadın. Hayallerimizi süsleyen bir Supergirl edasıyla bizi kurtarıyor. Blonde Blazer ve Mecha Man arasındaki cinsel gerilim çok iyi kağıda dökülmüş. Animasyon kalitesi de epey üst seviye. Keşke Invincible da bu kalitede animasyonlaştırılabilseymiş. Ve keşke böyle bir oyunu olsaymış. 

Blonde Balzer ve Invisigal arasında bizi bırakan oyun seçimler konusunda epey iddialı. Karakterler arasındaki cinsel gerilimi kurarken gülümseten sivri diyaloglar kurmayı çok iyi başarıyor. Karakterimiz Robert Robertson'ın verdiği yanıtlar her zaman tam aklımızdaki gibi olmasa da Mecha Man haline girdiğinde ortalığı kasıp kavuracağı kesin. 


3. ve 4. bölümler karakter gelişimine dayalı, sonraki bölümlere zemin hazırlayan anlara sahipti. Hacker bölümleri zorlaştı ve kahramanları göreve gönderdiğimiz strateji sekansları da büyük önem kazandı. Karakterleri geliştirirken ekibi ne kadar düzenli kullanmaya çalışsanız da aynı anda gelen zor görevler sizin için epey zorlayıcı olabiliyor. Süper kahramanların bu hallerini anlatan bir dizi olsa kesinlikle izlerdim. Keşke Smallville gibi yüksek bütçeli bu tarz bir gençlik dizisi yapılmış olsaydı vaktinde. 
4. Bölümdeki davranışlarınıza göre Invisigal ve Blonde Blazer ile yakınlaşıyorsunuz. Ben tabii ki Blonde Blazer'ı tercih ettim. Strateji kısmında kahramanları nasıl bir ustalıkla yönlendirdiysem başarı konusunda yüzde 1'lik dilime girmeyi başardım.

5. ve 6. Bölümlere gelelim.
Blonde Blazer ile güzel bir ilişkimiz var. Takım bize artık saygı duyuyor. Vardiyamıza geri dönerek kahramanlarımıza yardım etmeye başlıyoruz fakat Mecha Man kostümümüzde birtakım sorunlar baş gösteriyor. Hackerlık kısımları biraz sıkmaya başlasa da buraya kadar diyalog kalitesi hiç düşmedi. Ekiple güzel bir kaynaşma yaşayıp bar kavgasına bile girdik. Ev partisinde güzel anlar yaşarken bir anda hüzünlü bir sahne bizi karşılıyor ve tepe taklak oluyoruz. 
Chase kendini Insivigal için feda ederek Flash gibi hız gücüyle ona yardıma koşuyor.

7 ve 8'i Steam'de yayınlandığı gibi indirip bitirdim. Bu kadar iyi bir hikayeyle karşılaşmayı hiç beklemiyordum. Dövüş sekansları çok iyiydi. Belki evet olaylara çok müdahale etmiyoruz fakat buna ihtiyaç duymuyoruz. Çünkü izlediğimiz hikaye bizi tatmin ediyor. Ezeli düşmanımızla olan savaşın köklerine iniyor ve dostlarımızla büyük bir savaşa giriyoruz. Herkesin karşılaştırdığı Invincible'dan çok daha iyi bir yapım var karşımızda. Masa başı teknik destek kısımları gayet eğlenceliydi. Finale yakışır bir sekansla kahramanlara veda etmek hem beni tatmin etti. Hem de ikinci sezona dair net bir planları olmayışı beni biraz üzdü. Senaryo, seslendirme, oyun tasarımı derken sanırım bizi 3-4 senelik bir ara bekliyor. O arada umarız Wolf Among Us falan çıkar da bekleyiş biraz keyifli bir hal alır.

Sonuç olarak Dispatch oyunu uzun zamandır herkesin beklediği Telltale oyunu. Adhoc stüdyosu umarız bunun devamını getirir ve eskilerin yaptığı hatayı yapmaz. Oyunların bir sanat olduğunu ve hikaye anlatıcılığının bunun bir parçası olduğunu bize yeniden hatırlatan bu oyunla oyun oynama iştahım yeniden canlandı.