Hayatta bazen kendimizi düşüncelere dalmaktan alıkoyamadığımız anlar olur. Öyle ki, bu anlardan biri de o sonsuz gibi gelen metrobüs yolculuklarıdır! 50 duraklık bir rotada, yolda kâh hayatın anlamını sorgular, kâh karşımızdaki uyuklayan dayıya bakarak "Acaba hangi rüyadayım?" diye düşünebiliriz. Fakat bu sefer, "O kafayı dağıtacak filmleri ne izlesem?" diye düşünürken size yardımcı olacak bir liste hazırladım. İşte “Metrobüsle 50 Durak Giderken Düşünülecek 10 Film” "Bu sahnede ben olsaydım…” diye kurguya dalarken etrafınızdaki kalabalığı bile unutturacak cinsten!
1. Lost in Translation (2003)
Dilin Yetmediği Yerlerde Bakışlar Konuşur
Tokyo’nun ışıklı sokaklarında yolunu kaybetmiş iki yalnız ruh, birbirini bulur. Herkes metrobüste başka yöne bakarken, sizin aklınız Scarlett ve Bill'in içsel yolculuklarında olacak. Aşklar, kaybolmalar, uzun susmalar... Aynı otobüsün içinde, herkes yabancı değil mi zaten?
(“Metrobüste kaybolurken kendimi Tokyo sokaklarında gibi hissediyorum” deyip biraz edebiyat yapabilirsiniz!)
2. Her (2013)
Aşkın Dijitalleştiği Bir Dünya
Geleceğin aşk hikâyesi: Yapay zekâ mı insan mı? Sıradan bir iş gününde metrobüste sıkışık bir yolculuk yaparken bir an durup "Ben de bir yapay zekaya mı aşık olsam?" diye düşünmek istemez misiniz? İnanın, herkes kendini Joaquin Phoenix’in yerinde hayal eder bir gün.
(Bu film, "Telefonla konuşan şu adam aslında AI sevgilisiyle mi konuşuyor?" diye düşündürtebilir.)
3. Into the Wild (2007)
İnsanları Geride Bırakıp Kaçmak İsteyenlere İlaç Gibi
Christopher McCandless’ın her şeyden vazgeçip Alaska’ya gitme hikâyesi, özellikle sıkışık metrobüste ter içinde kalmışken gayet cazip görünebilir. Kalabalıktan bunaldığınız an bu filmi düşünerek özgürlük hayalleri kurabilirsiniz.
(“Bir gün ben de böyle her şeyi bırakıp giderim!” deyip sonra “Ama bugün değil” demek serbest!)
4. Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)
Eski Aşklar Silinmez Ama Yer Yer Unutulur
Eski sevgiliyi hafızadan silmek mi? Belki metrobüs yolculuğunda da eski anıları silmek istersiniz! Joel’in hafızasına dalarken, metrobüsteki tanımadığınız insanları bile eski dost gibi hatırlayabilirsiniz.
(Bir “Acaba ben de bazı anıları sildirsem mi?” sorusu, her yolculuğa lezzet katar.)
5. Patterson (2016)
Sıradan Bir Hayatın Şiirselliği
Her gün aynı güzergâhta ilerleyen bir otobüs şoförünün, hayata şiirsel bir gözle bakması… Aynı rutin, aynı insanlar ama farklı bir bakış açısı. Bazen o yolculuklar aslında bambaşka hikâyeler barındırır. Metrobüsteki her yolcunun kendine ait bir şiiri var, kim bilir?
(Bir yandan "Patterson gibi şiir yazsam?" diye düşünmek isterseniz, yolculuk bitmeden iki dize çıkar.)
6. Amélie (2001)
Sıradan Anlardan Büyü Yaratan Fransız Kızı
Amélie’nin küçük tesadüflerden mutluluk yaratma hikayesi, kalabalık metrobüste bile bir nebze huzur verebilir. Bu film metrobüste bile küçük şeylerden mutluluk bulma ihtimalini hatırlatır. Bir an yanınızdaki dayının sakızını çiğnerken çıkardığı sesin müziğini bile sevmeye başlarsınız.
(“Belki metrobüsün de bir gizemi vardır” diye düşünmeye başlayabilirsiniz.)
7. La La Land (2016)
Hayaller mi, Gerçekler mi?
Hayaller, kariyerler, aşklar ve yollar… Bu filmi izleyen herkes hayatta bir kavşak noktasına gelmiştir. Siz de metrobüsle 50 durak giderken “Benim hayalim neydi ki?” diye kendinizi sorgularken bulabilirsiniz. Hem belki de şarkı söyleyip dans etmek isteyen yan koltuktaki kişiyle tanışmaya vesile olur.
(“Belki de bir LA değil ama İstanbul’da da biraz büyü var” diyebilirsiniz.)
8. Parasite (2019)
Sınıf Farklılıkları ve Bize Göre İnanılmaz Olan O Hayatlar
Kim ailesinin o sıra dışı hikâyesi, belki de metrobüsteki kalabalığın yüzünü düşünürken aklınıza gelebilir. Zenginlik, yoksulluk, toplumsal çatışmalar... Sanki hepimiz aynı araçtayız ama başka başka dünyalardayız. Sınıf atlamak için hiçbir zaman geç değil.
(Film size, “Belki ben de Mors alfabesi öğrenmeliyim,” dedirtebilir.)
9. The Secret Life of Walter Mitty (2013)
Kafasında Maceralara Atılan Sıradan Kahraman
Metrobüste durağa yaklaşırken bile aklında dağlara tırmanan, okyanuslara dalan Walter Mitty gibi olmak istemez misiniz? Normal bir günde, sıradan bir yolculukta bile aklınızda bir kahraman olmak varsa, bu film tam size göre.
(“Yolda giderken birden kendimi bir keşifte gibi hissediyorum” diye düşünme izni bu filmde.)
10. Birdman (2014)
Kendi Kafasının Sesinden Kaçamayan Adam
Michael Keaton’ın içsel monologlarıyla ve çılgın fantezileriyle dolu bu film, size kalabalık bir yerde bile kendi başınıza olmanın ne demek olduğunu hatırlatacak. Sizin de kafanızda bitmeyen bir diyalog varsa, Birdman'in temposu tam size göre!
(“Kendi iç sesim bile beni bazen yorar” diye sessizce bir itiraf yapabilirsiniz.)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder