21 Haziran 2021

Söyleşi 3

 




Batıkan Köse Röpörtaj Soruları

Henüz 25 yaşında genç bir yazar olarak bugüne dek iki öykü kitabı (Şahsi Düşler ve Onur Kırıcı Gerçekler, 2015 - Noktalı Virgülle Biten Bir Kitap, 2017) yayımladınız. Genç yaşta bu kadar üretken olabilmeyi neye borçlusunuz?

                Vaktimi iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. Yıllardır gün içinde okuyup yazmaktan başka bir alışkanlığım olmadı. Her zaman sonraki hedefe doğru planlar yaparak edebiyatın içinde olmayı sürdürdüm. Sabahları işe gider gibi kalkıp yazıyor, okuyor, düşünüyorum. Sonuç olarak da ortaya bir şeyler çıkıyor.

Söyleşi 4

 

 



  1. Sizin için iyi bir hikaye nedir? Nasıl bir hikaye sizi heyecanlandırır?

 

Dilin, olay örgüsünü nasıl yönlendirdiğini görmek hoşuma gidiyor. “İşte iyi bir öykü,” diyerek son tümcesine kadar okuduğum öykülerin çoğu ortak noktasından biri bu. Olay örgüsünün dil ile dengeli bir ilişki içinde olması gerektiğine inanıyorum. Dil, yaratıcı bir özgünlüğe ulaşmalı ve anlatıcının kahramanın başına getirdikleriyle olay doğal bir sona kavuşmalı. Tabii bu işin teknik kısmı, bazı ender öyküler merkezini göstermeden bize dokunabiliyor. Olay örgüsünü dilin içine gizleyip hayatın gülünç oyunlarını gösteren öykülerin beni epey heyecanlandırdığını söyleyebilirim. Yazarın sevdiğim bir tümceyi nasıl kurduğunu düşünmek, öykü içindeki dil oyunlarını yakalamak, okuma sırasında bana keyif veriyor. Öyküde biraz kendimi buluyor, biraz da kıskanıyorsam son tümceyi okur okumaz kendi kendime “İşte iyi bir öykü,” diyorum.

Söyleşi: Bahadır Cüneyt Yalçın ile Gülücük Dergisi

 



1. Issız bir adaya düşseniz nasıl kurtulacağınızı hayal edersiniz?

 

Palmiyelerden sandal yapar, su kaplumbağalarını eğitir, Hindistan cevizlerinden güvertemi inşa ederken vergi dairesi beni bulur.

 

2. Sizi en çok güldüren 5 kitabı paylaşır mısınız?

 

Tuhaf gelebilir ama bu kitaplara çok gülüyorum: Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Tutunamayanlar, Alemdağ’da Var Bir Yılan, Benim De Söyleyeceklerim Var, Çavdar Tarlasında Çocuklar.


Söyleşi 2

 


   

  + Metropol hikâyeleri anlatıyorsunuz ama şehir, bazen İstanbul değil de hayali bir şehir gibi geliyor. Sizin edebiyatınızda şehir nasıl bir yer veya İstanbul’da yaşadığınız için İstanbul ne kadar etkiliyor yazdıklarınızı?

Hayalimdeki şehri kurarken İstanbul’dan yola çıktım ve hala da bu hayali şehri düşlerimle genişletmeye devam ediyorum. Şemsiyemi açmadan bulutların bıraktığı öykü tohumlarını yakalıyorum. Her köşe başında intihar kabinleri olduğunu, aramızda dolaşan tanrılar ve çeşitli ilham perileri olduğunu düşünüyorum. Elime yeşil kalemimi alıp bulutlarla, ilham perileriyle, güneşle ve hayali dostlarımla konuşuyorum. Her öyküde şehrime güzel bir ayrıntı eklemeye çalışıyorum. Bu bazen öykü satan bir dükkan, bazen de yaratıcı intihar fikirleri bulan bir departman oluyor. Her yedi saniyede bir İstanbul’daki bir gencin masum düşlerinin gerçeklik karşısında yenilgiye uğradığını varsayıyorum. Benim edebiyatımdaki şehirde bunlar daha masalsı bir havada gerçekleşiyor. İstanbul insanı inciten gerçeklerle dolu bir labirent. Bu labirentten ne kadar şikâyetçi olsam da İstanbul, düşlerle büyümeye müsait muhteşem bir şehir ve beni besliyor.

BİR ÖYKÜNÜN MACERASI

 


BATIKAN KÖSE

BİR ÖYKÜNÜN MACERASI

ŞAHSİ DÜŞLER ONUR KIRICI GERÇEKLER

“Tam bir güzeli öpecekken dişleri döküldü…”

Tüm ders bunu tekrarladım. Defterin kenarına not alıp bekledim. Yanımdakilere sordum.

“Rüyanda hiç dişlerin döküldü mü?”

“Ne?”

“Rüyanda diyorum. Dişlerin hiç döküldü mü?”

Her Zaman Üç Kadın Vardır

 



Dramatik yapıda erkek bir kahraman için her zaman üç kadın vardır. Güvenli, ideal ve seksi. Hatta tanışma sıraları bile bu şekildedir. Güvenli kadın genelde eşidir. Ne yaparsa yapsın yanındadır. Ona tuhaf bir bağlılığı vardır. Önemsemez tavırlara sahip olsa da asla ihanet etmez. Adamımız kıskançlıkları ve takıntıları artarken ideal olanla umursamazca tanışır. Aklında çok bir yer etmez. Çünkü ideal olanın görünenin arkasında kusurları olabileceğine inanır. Arkasından seksi olanla tanışır. Seksi olan sadece görünüştür, kabuktur, etikettir, markadır, tanınmışlık ya da bir isimden ibarettir. İdeal çocuksudur, kusurları tatlıdır, iğneleyici konuşur. Seksi ve idealin karıştırıldığı da olur.

Üç Dev Adam

 



1973 yılında Stan Lee Spiderman’in 127’inci sayısını yazadursun, yönetmenimiz Tevfik Fikret Uçak, Üç Dev Adam adlı filmiyle ilk defa Marvel evreninin popüler kahramanları olan Spiderman ve Captain America’yı beyazperdeye taşıdı.

20 Mayıs 2021

The Tick - Bojack Horseman

 




İki dizide de şöyle bir ayrıntı dikkatimi çekti. Animasyonda devamlılık önemli Aya yazılan yarım bir yazı ve eksik bir harfin sezon boyu sürmesi gibi ayrıntılar hoşuma gidiyor. Dünyanın yaşadığını bana hatırlatıyor. Bojack Horseman'de D harfi düşüyor. The Tick'teyse kendi adını Ayın yüzeyine yazmaya çalışan kötü adam son anda durdurulunca dizi boyunca Ay bu haliyle kalıyor.

09 Nisan 2021

BATMAN VS FLASH

 


Yıllardır abimle bizim Atari dediğimiz Nintendo’nun Snes platdormunda 2001 yılında oynadığımız Batman oyununu arıyordum. YouTube aramalarım sonuç vermeyince bugüne kadar çıkmış tüm Snes oyunlarını derleyen 3 saatlik videoya bile baktım. Sonunda Reddit üzerinden şöyle bir bilgiye ulaştım.

Konami nin çıkardığı Monster in my Pocket oyunu bizimki gibi ülkelerde tutsun diye hacklenerek Batman ve Flash oyununa çevrilmiş. Bu bilgiyle oyunu hemen edindim ve emulatör yardımıyla oynamaya başladım. Hatırladığım kadar güzel değilmiş ama olsun. Zaten hafıza her şeyi güzelleştirmesiyle meşhur.



15 Aralık 2020

ED WOOD

 



Yaratıcılıktan alınan hazzın yerini hiçbir şey tutamaz.


Ed Wood, Tim Burton’ın filmografisinde çok önemli bir yer tutuyor. Sinema tarihinde de öyle. Üretmekten asla vazgeçmeyen, ötekiler tarafından dışlanan ve kötü işler yaptığı söylenen bir yönetmeni anlatıyor Tim Burton Ed Wood filminde. Kendini en iyi şekilde dışlanmadan ifade edebileceği tek yerin de beyaz perde olduğuna inanıyor. Bu açıdan filmi Tim Burton bağdaştırması yaparak farklı bir okumayla izlemek de mümkün.