Yazarlık dediğimiz şey sanıldığı gibi sadece bir bilgisayarın ya da daktilonun başına oturup aklını başına toplamakla bitmiyor. Bazı yazarlar için işler oldukça… “enteresan” diyelim. İşte karşınızda en sevdiğiniz ünlü yazarların “yok artık” dedirten yazma ritüelleri!
1. Victor Hugo - Çıplak Gerçekler
Victor Hugo, yazdığı şaheserleri Notre Dame’ın Kamburu ve Sefiller ile ünlüdür. Peki ya bu kitapları nasıl mı yazdı? Kıyafetleri saklayarak! (Evet, yanlış duymadınız!) Yazmaya oturmadan önce hizmetçisinden kıyafetlerini saklamasını istermiş ki dışarı çıkmasın, böylece kaçacak yer bulamasın. Demek ki "çıplak gerçekler" sadece bir mecaz değilmiş!
Not: Çıplaklık size ilham vermezse, pijamalarla da deneyebilirsiniz. Ama Hugo gibi başarı yakalar mısınız, o biraz şüpheli…
2. Ernest Hemingway - Ayakta Klasik Yazmak
"Ya ayakta yazmak nedir?" diye düşünebilirsiniz. Ama Hemingway, sabahları gün doğarken ayakta yazarmış. Sanırım ayakta dikilirken beynine fazla kan gidiyor olmalı ki, Çanlar Kimin İçin Çalıyor gibi destansı eserler ortaya çıkmış.
Bir sabah kalkıp ayakta yazmayı denemek mi? Belki. Ama dikkatli olun, eğer çok uykuluysanız masanın üstüne yığılabilirsiniz. Hemingway ayaktayken bir devdi, ama siz muhtemelen ofiste düşen kişi olabilirsiniz.
3. Agatha Christie - Küvette Şaheserler
Bir düşünün: Evinizde bir küvette oturuyorsunuz, su biraz fazla sıcak, elinizde defter ya da daktilo... İşte Agatha Christie tam da böyle yazıyordu! Evet, Doğu Ekspresinde Cinayet ve diğer şaheserlerini suyun keyfini çıkarırken yazmış. Demek ki küvet, hem cinayetleri çözmek hem de ilham almak için harika bir yermiş.
Tabii küvette yazmak biraz “kaygan” bir fikir olabilir, sonuçta hayalleriniz suya düşebilir!
4. Haruki Murakami - Yazar ve Maraton Koşusu
Murakami yazma rutini biraz fitness ile karışık. Her sabah 4’te kalkıp, birkaç saat yazıyor, sonra da koşuya çıkıyor. Bir maraton koşucusu olduğunu düşünürsek, yazarlığı da böyle sürdürüyor: uzun mesafeler, derin nefesler ve bolca sabır.
Siz de sabah 4’te kalkıp birkaç sayfa yazmayı ve arkasından koşmayı deneyebilirsiniz. Yalnız bir uyarı: Sabah sizi gören bekçiler ve sokak köpekleri peşinize takılabilir.
5. James Joyce - Yatarak Yazmak
James Joyce ise tam tersi bir rutine sahipti. Ulysses gibi karmaşık ve devasa bir kitabı nasıl yazdı dersiniz? Yatarak! Hem de karanlık bir odada, gözlerinde beyaz bir önlük varken... Tam anlamıyla yatarak düşünmenin ustası olmuş.
Yani “yazar olmak istiyorum ama yataktan kalkmak istemiyorum” diyenler için Joyce’un yöntemi tam size göre. Ama gözlükleri takmayı unutmayın, yoksa yazdıklarınızı görmek biraz zor olabilir.
6. Friedrich Schiller - Bozuk Elma Kokusu
Eğer ilham bulmakta zorlanıyorsanız, belki de kokulara başvurmalısınız. Schiller, bozuk elma kokusuna bayılırmış. Öyle ki masasının çekmecesine çürümüş elmalar koyarmış ve bu koku ona ilham verirmiş. Bu da onun Wilhelm Tell gibi büyük eserlerini yazmasını sağlamış.
Denemek isterseniz, elmalar çürümeye başladığında bir ilham patlaması bekleyin. Ya da belki sadece evdekiler “bu ne ya?” diye size bakar.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder