![]() |
| Ben çok farklıyım ya... |
Farklı olmak, çoğu zaman bir lütuf gibi sunulsa da, gerçekte genellikle yalnızlıkla gelir. Toplum, sıra dışı olanı önce dışlar, sonra merak eder, en sonunda ise onu taklit etmeye başlar. Tim Burton, sinemasında hep bu uyumsuz ruhları anlatır. Ona göre, “Normal dediğimiz şey, sadece sıkıcı insanların uydurduğu bir yanılsamadır.” Belki de gerçekten farklı olanlar, normalliği reddedebilenlerdir. Ama bu, kolay bir yolculuk değildir. Çünkü farklı olmak, yalnızca başka türde biri olmak değil, bazen dünyayı tamamen başka bir gözle görmek anlamına gelir.
Akira Kurosawa, “Taklit ettiğiniz sürece asla gelişemezsiniz.” derken, bireyselliğin sanatın en saf hali olduğunu anlatır. Bir yönetmen olarak, Hollywood’un kurallarına uymadı, kendi temposunu ve anlatımını yarattı. Tıpkı Fellini’nin “Hayat, hiçbir zaman bir çizgi üzerinde ilerlemez; o, kendi içinde dönen bir karnavaldır.” sözünde olduğu gibi, farklı olanlar hayatı düz bir yol değil, dönüp dolaşılan, bazen gürültülü ama her zaman kendine özgü bir panayır olarak görür. Normallik, başkalarının çizdiği bir çerçevedir; o çerçevenin dışına çıkanlar ise gerçek hikâyeyi anlatanlardır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder